Gerçek manası ile uygulanması çok zor olan iki kavram: Adalet ve hakkaniyet.
Yazar John Rawls, bu iki kavramı enine boyuna açıklayarak, adaletin ve hakkaniyetin hüküm bulduğu bir toplumun nasıl oluşturulacağını tüm ayrıntıları ile Hakkaniyet Olarak Adalet’te anlatıyor. Bunun oluşması için toplumun yöneticilerinin değil, toplumun da değişmesi gerekmektedir. Zira “Her toplum hak edildiği şekilde yönetilir” sözünde vurgulandığı üzere, toplumlar yöneticilerini seçerken kendi karakterlerini de yansıtırlar. Seçme seçilme özgürlüğü olan bir yerleşim yerinde yanlış kişiler yönetimin başında ise toplumdaki bireyler öncelikle kendisini sorgulamalıdır.
Liyakat, demokrasi, özgürlük ve çizilmesi gereken sınır gibi kavramların uygulanması için bahsedilen toplumun bu ve benzeri kavramların uygulanmasına hazır bulunması gerekmektedir. Sadece yöneticileri eleştirerek köşeye çekilmek, hiçbir başarı getirmez.
Kitaptan benim çıkardığım yargılar bu şekilde. Siz de okursanız pek çok fikre eşlik edeceksiniz. Hakkaniyetli ve adaletli bir dünyada yaşamak bir hayal olabilir ama yazarın şu cümlede belirttiği gibi biz hep ümitvâr olmalıyız:
“Her şeye rağmen dünyanın, özünde, siyasal adalet ve onun iyiliğine yönelik husumet barındırmadığını düşünmemiz mümkündür. Toplumsal dünyamız daha farklı olabilirdi ve başka bir zamanda ve yerde olanlar için de hala umut vardır.”