·80 syf.····Okunma: 28 Ocak 2026 17:09 Anlaşılmadığını, görülmediğini kabullenmiş bir suskunluk ve bunun kaçınılmaz acı sonu.
Uysal Kız, sonunun nasıl bittiğini baştan söylese bile, bu sona neden gelindiğini merak ettirerek okutan bir kitap. Okur, sonucu bilse de sebeplerin ağırlığıyla sayfalar arasında ilerliyor.
Kocası sevgiyi susmak ve saygı olarak görürken, aslında hayat arkadaşını ne kadar derin bir yalnızlığa ve sessizliğe ittiğini fark edemiyor. Fark ettiğinde ise artık çok geç oluyor.
Bu kitap, verilecek sevginin bir zamanı olmadığını; ertelenen, söylenmeyen ve gösterilmeyen sevginin insanı nasıl yavaş yavaş tükettiğini çok net bir şekilde ortaya koyuyor.
Kitabın sonunda ise sevdiklerimize sevgimizi açıkça göstermenin ve söylemenin ne kadar değerli olduğunu, sessiz ama sarsıcı bir şekilde hatırlatıyor.
Ve adamın çaresizliği şu satırlarda yankılanıyor:
"Güneşin evreni canlandırdığını söylüyorlar, güneş doğunca ona bir bakın bakalım, ölü mü değil mi? Her şey ölü, her yer cesetlerle dolu. İnsanlar yapayalnız, çevrelerini sessizlik sarmış, alın size dünya!"