José Mauro de Vasconcelos’un bu ölümsüz eseri, çocuk edebiyatı sınırlarını aşarak her yaştan okurun kalbinde derin izler bırakan, hüzünlü bir büyüme hikayesidir. Kitap, yoksul bir ailenin beş yaşındaki oğlu Zeze’nin, müthiş bir hayal gücü ile gerçek dünyanın sert tokatları arasındaki mücadelesini anlatır. Zeze, konuşabildiği şeker portakalı fidanı Minguinho ile dertleşerek kendine güvenli bir liman yaratırken, okuyucuya sevgisizliğin bir çocuğu ne kadar erken büyütebileceğini gösterir. Eserin en sarsıcı yanı, acıyı sadece fiziksel darbelerle değil, "insanın kalbinin sızlaması ve kimseye anlatamadığı bir sırrı olması" şeklinde tarif etmesidir. Zeze’nin hayattaki en büyük dayanağı olan Portuga ile kurduğu bağ, ona gerçek sevginin ne olduğunu öğretirken; birini kalbinde öldürmenin onu unutmakla eşdeğer olduğunu anlatması, masumiyetin kayboluşuna dair yazılmış en etkileyici feryatlardan biridir. Sonunda "uyuyarak her şeyi unutma" isteğiyle baş başa kalan Zeze, bittiğinde boğazda bir düğüm bırakan ama sevmeyi yeniden hatırlatan bir karakter olarak hafızalara kazınır.