Dostoyevskinin en sevdiğim ikinci kitabıdır. benim için yeri çok ayrı lise yıllarımda tanışmış olduğum bir kitap ilk defa kendimi bu denli detaylıca anlatan bir yazarla karşılaşmıştım o zamanlar. O zamandan beri yazarın diğer kitaplarına da merak saldım ve bu hala devam eden yolculuğa başladım. Kitap çok güzel tamamen toplumdan dışlanmış yabancılaşmış kendi içine kapanmış aksi bir adamı anlatıyor. Kitabın iki yarıya bölünmesi olayı örgüsü ve ruhsal tahlil yapılması gerçekten çok hoşuma gitti . Dostoyevski'nin bir psikolog edasıyla insanların zihinlerine girip bunları kağıda dökbilme yeteneğine gerçekten hayran oldum her zaman. Bu kitap bana benzemesi bir yana ana karakterin bir ismi olmaması detayıyla bile bir başyapıt olduğunu kanıtlıyor benim için.