Puan vermedi·112 syf.····Okunma: 28 Ocak 2026 14:08 Öykü türünde metin okuyacaksam biraz fazla titiz davranırım. Sevdiğim birkaç öykücü dışında da okumayı pek tercih etmem. Yeni bir öykücü keşfetmek de benim için oldukça zor. Çünkü öykülerde iyice olgunlaştırılmadan kaleme dökülen duygu ve düşünceler bana çok kalitesiz hissettiriyor. Bu sebepten öykü türüne hep bir mesafem vardır.
Ve bu mesafeli duruş bana, bazı kaliteli öykücüleri geç keşfetme olarak geri dönüyor. Kendinden bu kadar emin, duygularından düşüncelerine kadar böylesi net bir anlatım beni mest etti doğrusu. Feyyaz Kayacan, hayatın ağır gerçekliğini ters yüz eden anlatım tarzıyla fazla cüretkar bir yazar. Böyle cüretkar öykücüleri okumayı seviyorum. Öyküleri okurken aklıma o yeşil pardesüsü ile benim için değeri başka yerde olan öykücüm geldi. İşte ben onun da bu cüretkarlığını seviyorum. Rus edebiyatı nasıl ki Gogol'ün paltosunun cebinden çıktıysa Türk öyküsü de Sait Faik'in yeşil pardesüsünün cebinden çıktı, diyebiliriz bence. Fazla mı iddialı olur? Olsun, Sait Faik tüm iddialara yaraşır. Feyyaz Kayacan da Sait Faik çizgisinde ama daha soyut ve imgesel bir tavrı olan yazar. Tam bir kelime işçisi ve burası benim dünyam asiliği ile öykülerini post-modern kalıplar içerisinde istediği gibi dans ettiriyor. Çok sevdim, çok lezzet aldım. Bana Sait Faik'i anımsattığı için belki de onu çok sevdim. Bilmiyorum.
Ama Sait Faik, ah o bambaşka, hala onun gibisini bulamadım