Şeyma Arslantürk61

Şeyma Arslantürk61
@_Desdemona
Çoğu Okur | Bazen Yazar | Bazen Çizer | • Kitapları öpüp bağrına basan o kişi •
Sabitlenmiş gönderi
Sanat eseri sanatçının "nasıllığını" değil, "niçinliğini" düşündürür ve ifşa edilen bir şey varsa o bizim de kendimizin, kendimize, kendimiz hakkındaki ifşaatını içine alır. Bu sebepten dolayıdır ki her sanat eseri herkesin ilgisini çekmez, kendi sanatçısını, kendi şairini arar insanlar.
Acıları dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var. Biliyorum, kimsenin hayatı gül bahçesinde simten sakilerle kadeh tokuşturarak geçmiyor. Dünya bir gözyaşı vadisi. Fakat diğer yanda bir pençenin boğazınıza sarılışı, bir akbabanın yüreğinizi kemirişi ve günlerin suratınıza salkım saçak tükürüşü söz konusu. Aczime tahammül edemiyorum.
Düşünün ki, bugün sözlükler dolusu kelimeyi büyük bir umursamazlıkla ortalığa döküp saçtığımız halde, derdimizi anlatmakta güçlük çekiyoruz. Bu durum, dertlerimizin giderek içinden çıkılmaz bir hal almasından kaynaklansa gülüp geçebilirdim aslında. Ne yazık ki, böyle bir teselli ihtimali dahi bir hayli uzağımızda bulunuyor artık. Lüzumsuz bir telaş ya da mahiyeti hayli belirsiz bir gecikmişlik duygusu yüzünden, birtakım şeyler hep eksik kalıyormuş izlenimi uyandırıyor bizde. Herhangi bir konuşmanın şiddeti eksilmeden ya da birkaç dakika önce sarf edilmiş üç beş cümlenin ağırlığı üzerimizden silinmeden, "Keşke şunu da söyleyip ağzının payını verseydim" diyerek akrepler ekiyoruz içimize
Aziz Meriç, Yıllar önce, kâinatı muazzam bir kütüphane halinde tahayyül ettiğimi söylediğimde, bunu benim lüzumsuz şakalarımdan biri olarak değerlendiren bazı dostlarım ilgi göstermemişti pek fazla. Halbuki, benim konakladığım pencerenin kıyısından bakıldığında, kâinatın her zerresi, olağanüstü bir kütüphane niteliği taşımakla kalmıyor, kucaklar dolusu kitabı getirip bırakıyordu da ayaklarımın ucuna. Bilhassa görme gücümü yitirdikten sonra bunu daha derinden hissettiğimi algılamak, ilkin çok tuhaf gelmişti bana. Aradan yıllar geçtikçe, görünenlerin esasen görülmek dışında hiçbir amaca hizmet etmediğini, oysa asıl görülmesi gerekenlerin bunların ötesinde bir yerde bulunduğunu düşünürken yakaladım kendimi. Ya kütüphanenin rafları arasında hayli erken denebilecek bir yaşta kaybolmuştum ya da çok geç kalmıştım.
Bizim memlekette belli bir aidiyet zırhı kuşanmayanların, yeryüzünün ortasında nasıl yapayalnız bırakıldıklarını asla tasavvur edemezsiniz