Puan vermedi·524 syf.····Okunma: 28 Ocak 2026 18:55 Başta sıkıldığım, "Bu ne biçim kitap?" dediğim Masumiyet Müzesi beni uzun süre etkileyecek bunu kitabı bitirmeye yaklaştıkça anlamıştım zaten.. Hatta nasıl gidiyor diye soran arkadaşlara Kemal' e gıcık olarak gidiyor diyordum :)) Bir erkek hatta bir insan böyle bu kadar umutlu, bu kadar aşık olabilir mi cidden? Belki kurgu ama yazarın dediği gibi Aşk hakkında düşündüren bir kurgu. Bir arkadaşım kendinden bahsederken hep bu kitabın son cümlesi olan "Herkes bilsin çok mutlu bir hayat yaşadım." diyeceğim hep derdi. Bende bunu hep yalnızlıkla bütünleştirir ve halinden memnun olduğunu böyle anlatıyor diye düşünürdüm.
Meğer Kemal ' in bu sözü herkesin bitik gördüğü hayatının aslında mutlu geçtiği, herkesin iflas zannettiği herşeyin onun için en büyük kazanç olması, kalabalıklar içinde ki asıl yakınlığı bulmasıymış. -Arkadaşım da mı böyle düşünüyordu bilmiyorum "
Kemal'in sabırlı aşkı, tutkusu bir yana Füsun' un yıllarca Kemal karşısında otururken ona hala onu sevdiğini bile söylemeyi tabiri caizse kendine yasaklaması, belki de bunu kinle karışık bir şekilde Kemal'e kestiği bir ceza olarak görmesi en sonunda da içinde biriken atamadığı bütün hayal kırıklıklarının ölümüne sebep olması bana çok acı geldi. Durdum o satırda hem şok hem üzüntü ..
Yazık oldu dedim ya o kadar yıl emekle, sabırla, aşkla beklenen yılların sonu böyle bitmemeliydi...
Aşkı böyle güzel derin derin hissettirerek yazdığı için yazara müteşekkirim.. Son olarak bu romanın; müze olması için eşya toplaya toplaya yavaş yavaş yazılması da çok ilgimi çekti. Hatta son açıklamalar olmasa yaşanmış bir hayat derdim.. Güzel kitap..