İmâm-ı Rabbâni, sıfatları perdeye benzeterek zattan farkını ortaya koyar. Ancak burada perde ifadesine herkesin ilk anda düşündüğünden farklı bir mana yükler. Onun iki şey arasına girip birini diğerinden saklamasını kastetmez. Perdeyi göz ile görülecek şey arasına girip daha iyi görmeye yardımcı olan gözlüğe benzetir. Belki o günlerde mevcut olsaydı İmâm-ı Rabbâni perdeyi sıfatları projektör perdesine de benzetebilirdi. Bilindiği gibi üzerinde yansıyacağı bir perde olmadığı takdirde projektörden çıkan görüntüleri görmek mümkün olmaz. İmâm-ı Rabbâni'ye göre Allah Teâlâ'nın zatı üzerine zait perde olan sıfatlar, O'nu saklayan değil, tam aksine zuhur etmesine vesiledirler, İlahi nur zattan şuünâta, oradan sıfatlara ve sıfatlardan yokluk üzerine yansır ve orada önce hayali görüntüler oluşur sonra görüntülerin devamlı olmasıyla hakiki varlığa dönüşür.*