·233 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Ocak 2026 02:17 Konusu kapakta yazdığı şekilde şöyle;
Japonya’nın kuzeyinde, Hakodate Dağı’nın yamacında yer alan Cafe Donna Donna, büyüleyici Hakodate Limanı manzarasıyla ünlüdür. Ancak onu benzersiz kılan tek şey bu değil: Donna Donna, tıpkı Tokyo’daki Funiculi Funicula gibi, müşterilerine zamanda yolculuk etme fırsatı vermektedir
Diyalogları okumak ve karakter isimlerini çözmek çok zor, konuyu bilen okurlar için kuralların tekrar tekrar anlatılması aşırı yorucu, okuma konforunu bozuyor. Konudan kopmamak için mekan tasvirlerine adapte olamıyorsunuz, ve zaten yüzeysel anlatılmış. O büyüleyici manzarayı anlatamadı yazar, ya da ben büyülenemedim üç satırda.. neyse Eleştireceğim şeyler bunlardı, gelelim övgüye.. hayatımda bir kitap için hiç bu kadar çok ağlamamıştım. Sular seller aktı gitti, yazarı bulsam diyecek çok lafım var. Uzun lafın kısası; her kitap 4’er hikayeden oluşuyor ve aynı çerçevede dönse de her bir hikaye size ayrı bir yerden dokunuyor.
Aynı şeyler; geçmişi değiştirmezsin ama kalbini değiştirebilirsin.
Aynı hikayeyi 12 farklı versiyonda okumuş olsam da her biri için ayrı ayrı göz yaşı döktüm. Acıyı 12 farklı versiyonda okumak bile içinizi mutlulukla ısıtabilir mi, cevabını okuyunca kendiniz bulursunuz. Etkileyici bir kitap. Okurken bir ara kopma yaşıyorsunuz, aynı acıları sık sık tekrar edince havası kaçıyor. Böyle bir durumda okumaya devam etmeyin, yeterli miktar ara verdikten sonra tekrar devam edin. Bu şekilde hikayenin o çarpıcı hakikati sizi götürmek istediği asıl noktaya zahmetsizce götürebiliyor. Ve almak istediğiniz maksimum verimi alırsınız.
Ruhî bir çöküş dönemindeyken veya mutluluğun pik yaptığı noktadayken de okumayın, orta halli bir karamsar dönem okuma için ideal. (Bence yani)
Son olarak duygusal bir okuma yapmak isteyenlere tavsiye edebilirim. Bence okunmaya değer bir kitap.
Bir küçük alıntı bırakıyorum:
“Her insanın içinde her türlü zorluğun üstesinden gelecek doğal kudret vardır. Herkes o güce sahiptir. Ama bazen kaygılarımız o gücün açığa çıkmasına engel olabilir. Kaygı ne denli büyükse bu gücü serbest bırakmak için o kadar çok çaba harcamak gerekir. Bu güç umutla beslenir. Ve umudun da geleceğe inanma gücü olduğu söylenebilir.” Sayfa 179