Puan vermedi·592 syf.··
2026 8. kitabı
Felsefeye ilgisi olanların özellikle başlangıç düzeyinde ise okurken keyif alacağı bir roman . Size kurgulayarak felsefe öğretiyor . Daha fazla detay vermem mümkün değil . Ama genel olarak filozoflar ve görüşleri hakkında buraya dipnotlar düşmeyi daha uygun gördüm. Biraz uzun ama kitap okumadan önce okumakta fayda var . Neden yaşadığımız konusuna ilgi duymak pul biriktirmek gibi rastlantısal bir ilgi değildir. Thales'e göre her şeyin kökeni suydu. Anaksimandros, üzerinde yaşadığımız dünyanın belirsiz bir şeyden çıkıp sonunda yine o şeye karışan pek çok dünyadan yalnızca biri olduğunu savunmuştu. Anaksimenes her şeyin kökeninde bulunan ilk maddenin hava ya da soluk olduğunu savunmuştur Miletoslu filozoların( Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes) üçü de her şeyin ondan yapıldığı bir -sadece tek bir- maddenin olduğuna inanıyordu. Parmenides var olan her şeyin ezelden beri var olduğuna inanıyordu. Parmenides duyuların bize dünyayı yanlış tanıttığı aklın insan söyledğinden farklı bir dünya resmi çizdiği görüşündeydi. '' Her şey akar '' demişti Herakleitos. Her şey hareket halindedir ve hiçbir şey sonsuza dek kalmaz . Bu yüzden de Aynı ırmağa iki kez giremeyiz. Herakleitos'un işaret ettiği bir başka nokta, dünyanın her zaman karşıtlıklar tarafından belirlendiğiydi. Hiç hasta olmasak sağlığın ne olduğunu bilemeyecektik. Parmenides'in aklı hiçbir şeyin değişemeyeceğini bildiriyordu. Buna karşılık Herakleitos'un duyusal deneyemi ise doğada hep değişimler olduğunu açıkça göstermekteydi. Empodekles'e göre dünyada dört ilk madde ya da kendi deyişiyle ''kök'' vardır : toprak, hava, ateş , ve su Empodekles madde ile kuvvet arasında bir ayrım yapıyor. Anaksagoras'a göre doğa gözle görülemeyen çok küçük parçalardan oluşurdu. Kendinden önceki filozoflarla bir noktada hemfikirdi Demokritos.Doğadaki değişimler bir şeyin gerçekten değiştiği anlamına gelmiyordu. Bu yüzden her şeyin gözle görülemeyecek kadar küçük yapı taşlarından meydana geldiğini varsaymış, her biri ebedi ve değişmez olan bu yapı taşlarına atom adını vermişti. Platon'a göre doğada görüp dokunduğumuz her şey akıyordu. Yani çözülüp dağılmayan birtakım temel maddeler yoktu.Duyu dünyasına ait ne varsa hepsi mutlaka maddeden meydana gelmeydi ve madde zamanla aşınmak zorundaydı . Ama bir yandan da her şey ebedi ve değişmez olan bir biçime göre oluşmuştu. Platon ayrıca şunu da savunur: Ruh bizim vücudumuza gelip yerleşmeden önce de var olmuştur. Bir zamanlar idealar dünyasındaydı ruh. Aristoteles'e göre bütün düşünce ve fikirlerimiz görüp duyduğumuz şeylerden geçerek bilincimize gelmiştir. Aristoteles doğanın her köşesinde bir amaçlılık olduğuna inanmıştı. Doğadaki tüm hareketi başlatmış bir Tanrı olması gerektiğini bir kaç yerde söylemiştir Aristoteles. Cicero bireysel insanı merkeze yerleştiren bir dünya görüşünü anlatmak üzere Hümanizm sözcüğünü ortaya atmıştır. Barok döemin tipik bir sloganı vardı : 'carpe diem' yani gününü gün et . Bir başka latince söz de şuydu '' memento mori' öleceğini unutma . Barok Dönemi şairleri dünyayı ya tiyatroyla karşılaştırırlar ya da bir rüyaya benzetirler. Bazı filozofların varoluşu ruhsal ya da tinsel nitelikte gördüğünü söylemiştik . Bu yaklaşıma İdealizm karşıtına da materyalizm denir. Eğer herhangi bir zeka bütün madde parçacıklarının belli bir andaki konumunu bilirse, hiçbir şey belirsiz kalmaz hem gelecek hemde geçmişi açıkça görebilirdi. Burada ana düşünce, gelecekte olacak her şeyin daha önceden belirlenmiş olduğudur. Neler olacağını iskambil kartları gösterirdi o zaman . Bu dünya görüşüne Determinizm deniyor. Sokrates ve Platon'dan çıkan bir düşünce çizgisi Augustinus'tan geçerek doğruca Descartes'e ulaşır. Bunların hepsi de açıkça rasyonalistti. Aklı bilgilin yegane güvenilebilir kaynağı sayıyorlardı. İlk büyük sistem kurucu Descartes'tı. Onu Spinoza ve Leibniz, Locke ve Berkeley, Hume ve Kant izledi. Spinozaya göre Tanrı dünyayı bir kez yaratıp sonra da yarattığı şeyin yanıbaşında duran biri değildir. Hayır Tanrı dünyanın kendisidir. Duyusal deneyimler edinmeden önce hiçbir bilince sahip olamayacağımız görüşünü savunan birçok filozof çıktı ortaya . Bu görüşe de Empirizm deniyor . En önemli empiristler Locke,Berkeley ve Hume'dur. 17. yy'a damgasını vuran rasyonalist filozoflar ise Descartes, Spinoza ve Leibniz'dir. Locke bütün düşünce ve tasavvurlarımızın bir zamanlar duyularımızda oluşmuş izlenimlerden kaynaklandığına, bunların bir yansımasından iabret olduğuna inanmaktadır. Hume sadece güvenilir duyu izlenimlerine sahip olduğumuz şeyleri gerçek kabul ediyordu. Berkeley'e göre kendi ruhum tasavvurlarımın nedeni olabilir.Ama maddi dünyamızı ortaya çıkaran fikirlerimizin nedeni ancak başka bir irade ya da tin olabilir. Önce duyularda var olmayan hiçbir şeyin bilinçte var olamayağını vurgulamıştır Aristoteles. Platon'da diyebilird ki önce idealar dünyasında var olmayan hiçbir şey dünyada var olamaz. Kant'a göre ne akıl ne de deneyim Tanrı'nın varlığını iddia edebilecek sağlam temellere sahipti. Hegel diyor ki : bir felsefeyi ya da düşünceyi tarihsel bağlamından koparamayız.
Sofie'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 202043,7bin okunma
·
38 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.