·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Nisan 2026 19:35 Soğuktan Gelen Casus, John Le Carre’ı üne kavuşturan romanı olmuş. Bu kitaptan sonraki denemelerinin herkesin gözü önünde olduğunu belirtiyor yazar önsözde. Hikayenin çıkış noktası Berlin Duvarı’nın inşaası. Özel hayatındaki yalnızlığı, kafa karışıklığı ve meslek seçimi konusunda kendini sorgulaması duvarla birleşince tetiklenmiş ve bu kitap ortaya çıkmış. Ona göre duvar casusluk sektörünü öncekinden daha gizli, daha tehlikeli, daha sorgulanır hale getirecekti. Batı ve Doğu’da kalıp gizlenecek ajanlar gizli hayatlarının yönetiminde yüksek engellerle karşılaşacaklardı.
Roman Smiley serisinin üçüncü kitabı olsa da Smiley’yi bu kitapta birebir okumuyoruz. Romanın kahramanı ellili yaşlarında İngiliz gizli ajanı Alec Leamas, Doğu Almanyadaki ekibi Stasi tarafından ortadan kaldırıldıktan sonra yenik ve mutsuz olarak Londra’ya dönüyor. Onu ve gizli servisi yenilgiye uğratan da Ölüme Çağrı’da Smiley’nin elinden kurtulan ve Doğu Almanya’da hızla yükselen Mundt. Leamans’ın yöneticisi ona Mundt’u yok etme fikriyle geliyor. Smiley ve birkaç gizli servis çalışanının kurguladığı senaryo ile Stasi’nin kendisine yaklaşmasını bekliyor Leamas. Fakat bu yolda onu bekleyen sürprizler ve senaryodaki sapmalar gerilim dolu bir göreve dönüşüyor.
Son sayfasına kadar sürprizlerle dolu bir roman. Leemas karakterinin yaşadıkları Le Carre’ın o dönemde yaşadığı kafa karışıklığı ve sorgulamalarla örtüşüyor. Hangi taraftan olursa olsun Gizli Servislerin ve statükonun bireyi umursamayan etik dışı tavrı üzerinden sağlam bir eleştiri var romanın sonunda, bu yönüyle Filler ve Çimen hikayesini bir kere daha hatırlatıyor. Le Carre bu kitabı masumiyet döneminin son kitabı olarak adlandırmış ve hikayeyi de masumiyetin sonu anlamına gelecek şekilde bitiriyor.
Beni mutsuz eden bir son olsa da masumiyetin ölümünü vurgulaması ve hikayenin bütünlüğü açısından doğruydu.