Ana çerçevede cinayet romanı gibi görünüyor ancak cinayeti işleyenler ONLAR yani cinler. Aslında roman doğu batı zıtlığı üzerinde duruyor. Hatta doğudan da ziyade Batı karşısında direkt İslam dinini savunuyor.
İslam' a ne kadar hurafe sokarsa soksunlar ONLAR karşısında dimdik durduğunu söylüyor.
Sokakta ismini almasının nedeni olayı ülkedeki bir sokağa indirgeyerek ama tüm dünyayı o sokağa sığdırarak anlatmasından kaynaklanıyor.
Yazar yanlış batılılaşmayı, koşulsuz şartsız kendi geleneklerini bırakıp gözü kapalı batıya yönelmeyi eleştiriyor. Batının bir gün tüm insanlığı yok edeceğine inanıyor bunu da hayatta her şey mübahtır ilkesine gerçekleştireceğini söylüyor.
Sokağın önce tüm geleneklerine bağlı olması daha sonra zamanla batıya yönelen insanların türemesiyle başkalaşması yabancılaşması gözler önüne seriliyor.
Romanda başkomiser cinayeti çözmeye çalışıyor ancak en baştan cinayeti işleyenlerin ONLAR olduğunu biliyor. Çünkü kendisi de o sokakta yaşamış ve öldürülen kişi de arkadaşının annesi. Üstelik suçlu olarak atfedilen kişi de o arkadaş.
Kitabın sonunda ise savaşın bitmediği ve bitmeyeceği söyleniyor. Olayı komiser çözüyor ancak ONLAR ona engel oluyor. Ve hayatta hiçbir şey değişmiyor. Zaten bunu komiserin her şeyin bir teferruat olduğunu söylemesiyle anlıyoruz.
Postmodernizmin izlerini taşıyan değişik bir romandı açıkçası.