Hep fazlasını hatta daha fazlasını...
9/10
·303 syf.··
2026 1. kitabı
Neden yazıyoruz ve neden daha fazlasını istiyoruz ? Bu kitap bir insanın başarılı olma hazzını tatmak için neleri göze alabileceğini anlatıyor. Fakat bu kitapta sayacağım başlıklar diğer kitaplardan ayırıyor. ️Kitaptaki ana karakter olan June Hayward'ın biz okurların ne düşündüğünü anlaması: June Hayward kitabın en başındayken kendi küçük dünyası olan ve o küçük dünyasını aşmak isteyen yeni bir yazar. Kitaptaki karakter gelişimi okurları hiç sıkmadan ve tam da aslında yazar olmak için hırslanan bir tipin olağan davranışlarını yaşamıştır. Ve günün birinde şöhreti kazanınca bir kitap etkinliğinde kendi iç sesine söylediği şu söz bize karakterin kendi davranışlarının da farkında olduğunu gösterir: "Bu his karışımını çok iyi hatırlıyorum:dizginsiz bir hırs,çıkaracağını işlerin gerçekten de kayda değer olabileceği düşüncesiyle kabaran bir gurur ve buna eşlik eden eden afallatıcı,amansız bir kendine güven sorunu.Sonucunda ortaya şaşılacak ölçüde sinir bozucu bir kişilik çıkıyor ama bu çocukları anlıyorum.TIPKI BENİM ON SENE ÖNCEKİ HALİM GİBİLER." Bu alıntıdan gördüğünüz üzere June Hayward yaşanmış olan her şeyin farkında ve bu farkındalığı kendisine anlatabiliyor. ️Karakterlerin ne hep iyi ne de hep kötü olmaması: Burada kitabın en başındayken June Hayward her zaman arkadaşı Athena Liu'nin başarılarını izlemiş olmasına ve biraz da kıskançlık yapmasına rağmen hemen hemen iyi denebilecek bir arkadaşlıkları vardı. Athena Liu'nin ölümünden sonra almış olduğu Son Cephe taslağında sadece biraz düzenleyip arkadaşı için yayınlatacaktı. Sonra ise tüm bu iyimser düşünceleri unuttu. Ve o kilit cümleyi söyledi. "Yine öte yandan ilk taslağı Athena 'nın yazdığını kimse bilmiyor,öyle değil mi?" İşte bu alıntıdan da gördüğümüz üzere ana karakterimiz olan June Hayward artık değişmeye başlıyor. Belkide bu küçük düşüncesiyle hayatını ya yükseltecekti ya da tepetaklak yapacaktı. ️Hatırlanmama korkusu: Bu korku aslında bütün insanların içerisinde vardır.Yani bu korku bize tanıdık gelebilir. Örneğin;arkadaşlarımız ve ailelerimiz tarafından hep hatırlanmak isteriz. Fakat kitapta bahsedilen konu daha başka. June Hayward 'ın yazarlığının unutulma hissi. Bu hissi karakterimiz özellikle kitabın son sayfalarında daha çok hissediyor. Kendi işini çıkartmak istiyor fakat ilham taslakları bitmiş durumda. Ve o mistik cümleyi söylüyor: "Biz yazarlar ölümsüzlüğün ötesinde ne isteyebiliriz ki ?Hayaletler tek derdi hatırlanmak değil mi?" Buradan da anlayacağınız üzere her yazar unutulmamak için ya efsaneye yer edecek bir eser çıkarmalı ya da çok eser kaleme almalı aksi takdirde unutulma riski var. ️Peki bu kitap neden bu kadar popüler oldu? Bu soru için tek bir cevap vermek biraz zor. O yüzden alt başlıklara ayıracağım. 1)Gerçek hayatla kurgusal karakterin yaşadıkları arasında uyum olması: June Hayward'ın yaşadığı dünya tamamen gerçek dünya yani diğer kitaplardan gibi farklı dünya da yaşananları anlatmıyor. June Hayward'ın duyguları kitapta doğru bir şekilde sıkmadan ve aşama aşama gerçekleştiği için biz okurların sıkmıyor. 2)Pazarlama stratejisi: Bu kitabın Türkiye de en çok satan üçüncü kitap oluşu aslında bir tesadüf değil. Tamamen insanlara merak uyandırıcı anlatım biçimi. Bu Kitapla ilgili hiçbir şey bilmeyen birine "Bu kitapta iki yazar var.Biri diğerinin kitabını çalıyor.Ve onun hayatına geçiyor.Ölen arkadaşı onun hayaleti oluyor." derseniz muhtemelen sizi dinleyen kişi kitabımutlaka araştıracaktık. Bir diğer unsurda yayınevi: Türkiye deki baskısını ithaki yayınevi gibi güçlü bir yayın basınca tabii ki okurların kitaba olan güveni artıyor. 3)Kitabın ismi: Kitabı eline ilk alan bir kişi 'Sarı Yüz' ilgi çekici bir isim olabilir. Fakat kitabın ortalarında Sarı Yüz isminin nereden geldiğini aslında anlatıyor. (sayfa 139) İyi düşünülmüş ve ismin altında anlamlı bir hikâyesi varsa bu da insanların dikkatini çeker.
1000Kitap
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
39 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.