Bu kitap tam olarak şöyle: Yirmili yaşlarında “abi ben ne yapıyorum?” diye düşünen herkesin kafasına minik ama yerinde bir tokat! Ama sert değil, uyarı niteliğinde; hani bir arkadaşın omzuna dokunup “kendine gel, bu yıllar boşa gitmesin” der ya, onun kitap hali.
Meg Jay yirmili yaşların aslında bir “bekleme odası” olmadığını çok net anlatıyor. Kariyer, ilişkiler, kendini tanıma, özgüven… hepsi bu dönemde atılan küçük adımlarla şekilleniyor. Ve bu kitap, o adımları nasıl daha sağlam basabileceğini çok akıcı, çok gerçekçi bir dille gösteriyor.
En sevdiğim tarafı: Motivasyon gazı değil. Gerçeklerden bahsediyor. Ama bunu öyle bir yapıyor ki “eyvah yetişmem lazım” değil, “tamam ya, toparlayabilirim” hissi bırakıyor.
Kısacası; yirmili yaşlarını verimli geçirmek isteyen, kafası karışık olan, yönünü bulmaya çalışan herkesin çantasına atması gereken bir kitap. Okurken hem düşündürüyor hem de hafif hafif içindeki ateşi harlıyor.