Nâzım’ın bu kırmızı kapaklı dünyasına girdiğimde, her satırda ciğerlerime dolan şey sadece mürekkep değil, doğrudan hayatın kokusuydu. Bu kitap, insanın içindeki o sönmeye yüz tutmuş közü yeniden harlayan bir nefes gibi; "Henüz Vakit Varken" derken aslında zamanın bir kum saati gibi aktığını değil o kum tanelerinin her birinin sevdayla nasıl altına dönüştürülebileceğini anlatıyor. Okurken anlıyorsun ki Nâzım için sevmek bir kadının gözlerinde memleketi, memleketin toprağında ise hürriyeti bulmaktır. O, parmaklıklar ardında bile gökyüzünü avuçlarına sığdırabilmiş bir şair...
Bu sayfalar bize sadece aşkı değil, insan kalbinin ne kadar büyük bir coğrafya olduğunu hatırlatır.
Nâzım Hikmet der ki; "En güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız." Bu kitabı okumak, insana her şeye rağmen yarının bugünden daha parlak olabileceğine dair o meşhur "mavi" umudu aşılar. Kitabın adı bile bir çağrıdır. "Henüz vakit varken" sevmek, söylemek ve eyleme geçmek gerektiğini hatırlatır. Ertelememenin güzelliğini anlatır. Nâzım’ın şiirleri süslü kelimelerin arkasına saklanmaz, direkt kalbe hitap eder.
"Henüz vakit varken" seninle daha çok hayal kurmak, daha çok gülmek ve o en güzel günlerimize beraber yürümek istiyorum. Bu güzel yolculuğu bana hediye ettiğin için çok teşekkür ederim sevgili arkadaşım.
Henüz Vakit Varken GülümHüseyin CengizNazım Hikmet Ran