Okudukça sizi peşinden sürükleyen asla yormayan, akıcı ve toplumsal mesajlarla dolu bir kitap. Sayaka muratayla bu kitap sayesinde tanıştım. Yazar, biz kadınların yaşadığı toplumsal baskıyı, 36 yaşında evlenmemiş, yalnız yaşayan ve garanti bir işi olmayan Keiko adlı karekter üzerinden gözler önüne seriyor. Bir kadın okuyucuysanız konunun pek yabancısı olmadığınızı hissedebilirsiniz. Çevrenizde, bulunduğunuz işte, ailenizde benzer sorunları taşıyanların olduğuna eminim belkide kendiniz bu durumdan muzdaripsinizdir. Murata kitabında modernleşen dünyanın aslında sadece bir maske olduğundan dem vuruyor öyleki ilkel çağlarda bizden beklenen sorumlulukların şekil değiştirmiş haliyle günümüzde karşı karşıyayız. Erkekten bağımsız düşünemediğimiz kadın varlığına hala katlanılamadığının, erkeksiz bir kadının toplum içinde bir saygınlığının olmadığının hatta hayata dahil edilmemesiyle birlikte varlığına karşı öfke duyulduğu gerçeğiyle okurları yüzleştiriyor. Keiko aslında bizden biri. En az bizim kadar anlam veremiyor ‘’normal’’in neden bazı standartlara uygun yaşamak olduğuna, bu standartların nasıl belirlendiğine. Veyahut neden bu çarkın bir dişlisi olmadığında dışlandığına.
Yoksa modern toplum dediğimiz şey sahiden bir kurmaca mı? Geliştiğine inandığımız dünyamız hala bir cinsiyeti ilkel düşünceler üzerinden ele alıp ötekileştiriyorsa geliştiğimiz söylenebilir mi, kadın kendi isteği kişi olma yolunda ilerlerken hep taşa takılıyor ve taşlanıyorsa gelişim mümkün müdür, toplumsal normların içinde sıkıştırılan bir cinsiyet normları karşıladığında bile memnuniyetsiz ve daha fazlasını isteyen bir toplumla karşı karşıyaysa gelişim içi boşaltılan bir sözcüğe dönüşmez mi ? Murata bize bunları sorgulamayı hatırlatıyor. Aynı zamanda dünyanın neresinde olursak olalım benzer sorunlarla mücadele konusunda yalnız olmadığımızı hissettiriyor.