Cinsiyet sabit olmasaydı, iktidar yine aynı şekilde mi kurulurdu?
Kültür dediğimiz şey beynimizin bir yazılımı gibi çalışır. Her şeyi zıttıyla beraber tanımlayarak ona bir anlam vermeye ve bir düzen haritası oluşturmaya çalışırız. Erkek-kadın, yaşam-ölüm, güç-zayıflık gibi.
Bu üç zıt kavramı örnek olarak vermemin nedeni Ursula'nın kitabında bahsettiği gezegen ile dünyamız arasındaki zıtlıkların tam da bu üç zıt kavram üzerine şekilleniyor olmasıdır. Bu kavramlardan biri üstünlüğü ifade ederken diğeri aşağıda olmayı kabul ettirir ki bu noktada hiyerarşi doğar. LeGuin romanında kültür dediğimiz şeyleri oluşturan bu örnek zıt kavramlardan birini alarak adeta buharlaştırır ve bu sayede hiyerarşiyi yok eder. Hiyerarşi olmayınca iktidar, kaos, ve statü de akışkan bir hale gelir ve bunların doğurduğu her kötü sonuç daha doğmadan giderilmiş olur.
Gezegenimiz Gethen ve bizimkinden çok farklı bir yer burası. Dünyamızdan Genly Ai, Gethen'e yaptığı yolculukla bize Gethenlilerin tüm yaşamını gösterir ve yazarın bir yandan da yapmaya çalıştığı şey olan bize ayna tutan bir Genly Ai dolaştırır Genthen'de. Bu yönüyle karşılaşacağımız her şey aslında bizim tam da olmak istemediğimiz ama olmak için her şeyi yaptıklarımızdır.
buradan itibaren yazdıklarımı kendi gezegenimiz ve kültürel ögelerime uyarlamayı tavsiye ederek karşılaştırma yapmayı tavsiye ediyorum. Bakalım biz neymişiz, bizde benzer ya da farklı neler var?
Gethenliler mitlerle konuşurlar. Kehanet onlar için yaşamlarında önemli bir yere sahiptir. Onlarda diplomasi ağır işler ve acelecilik kaos yaratmaktan başka bir şey değildir. Bu yüzden Gethen gezegenine giden Genly Ai hem bu gezegeni hem de Gethenlileri ciddi şekilde eleştirir. Onları bilimden uzak kalmış, işlerin hızlıca çözümlenmesi gerektiği halde hiçbir şey yapmamaları dolayısıyla küçük, aşağı ve ilkel görür. Ama Genly her ne kadar kendi inanışları doğrultusunda hareket edip beklentilere sahip olsa da farkında olmadığı şey kültürün olduğu haliyle kabul edilmesi gereken bir şey olduğudur.
Gethenlilerde mit, siyaset, tarih ve biyoloji gibi kavramların keskin sınırları yoktur. Bunlar aynı düşünsel evrenin parçaları olarak görülür. Yavaşlık Gethenliler için sabrın, sonucun, en önemlisi de savaşın olmaması ile sonuçlanır. Gezegendeki yavaşlık denge ve sürdürülebilirlik için önemli görülür.
Gezegendeki en önemli şeylerden biri cinsiyettir. Gethen'de kadın ve erkek keskin, sabit değildir. Yılın belli dönemlerinde erkekler kadın olabilmektedirler. Bu da sınıf, cinsiyet ayrımını kökten silen bir şeye dönüşmüştür. Bu sayede kültürle birlikte gelen cinsiyet ayrımcılığı ve sahip olunan cinsiyete atfedilen zayıflık veya güçlülük de ortadan kalkar. Genly bu durum karşısında Gethenlilere saygı duymaz, bu durumu kabullenmez. Ona göre güçlü olmak, hızlı olmak, ilerlemeci olmak ve statü sahibi olmak gerekmektedir.
Kültürün sabit olmadığı böyle bir gezegende iktidar da sabit olabilir mi? Bizim kabul ettiğimiz anlamda ise, hayır olamaz ve olmamalıdır da.
Kitap aslında ciddi bir antropolojik problemi de tartışır okuyucusuyla. Bu problem; ilkel düşünce ile(birazdan adını anacağımız düşünürlerden Strauss buna Yaban Düşünce demiştir.) modern düşünce ya da bilimde ilerleme kaydetmiş bir toplumun düşüncesi arasında fark yoktur. Sadece araçlar değişir. Bilim soyut kavramlarla çalışır. Yaban Düşünce ise somut imgeler, analojiler, mitlerle çalışır ama ikisi de sınıflandırma yapar, karşılaştırır, ilişkilendirir ve tutarlılık üretir. Gethen gezegeninde karşılaştığımız tüm kültürel ögelerin Genly tarafından önce reddedilmesi sonra Buz Seyahati sırasında bu süreci kabul etmesi, bizim kendi kültür geçmişimizi ve bu ögelerin yaşantımıza yerleşmesini de anlatır. Kabul etmediğimiz, ilkel gördüğümüz şeyler çoğunluğun baskısıyla vazgeçilmez bir kültürel öge haline gelebilir.
Bu kitap antropolojik verilerin ışığında teorik düşüncelerin somutlaştırılmış hali olarak da kabul edilebilir. Çünkü hem Strauss'un hem de bu kitabın dikkat çektiği ve HER ŞEYİN TEMELİnde yatan ÖLÜM KORKUSU'nun işlenişi açısından kitaba bir bilimkurgu romanı değil de yaşantımızın aynası olarak bakılabilir. Yazarın önsözde de belirttiği gibi bu kitap betimleyicidir.