Gönderi

Yine geliyor Şubat
Bazı acılar var, tek başına gelmiyor. Üst üste çöküyor insanın göğsüne, nefes alacak yer bırakmıyor. Depremde ablamı kaybettim. Aynı evde büyüdüğüm, sesine alıştığım, varlığıyla kendimi güvende hissettiğim insanı… Enkazın altında kalan sadece bir beden değildi; çocukluğumdu, yarım kalan cümlelerimdi. Onun yokluğu evin her köşesinde yankılanıyor şimdi. En çok da geceleri… Sessizlik daha ağır oluyor. Babam da gitti. Dayanamadı belki, kalbi bu kadar yüke daha fazla katlanamadı. Güç dediğim adam, beni ayakta tutan omuz, birer birer eksilen hayallerin ardından sessizce çekip gitti. Ona söyleyemediklerim kaldı içimde. “Biraz daha kal” diyememek, insanın içini kemiren bir şeymiş. Bir yâr vardı o da gitti. Sanırım bu dünya da payıma düşen de buydu. Acılarımın arasında tutunacak bir dal sandığım insan, yüküm ağır geldi belki. Haklı mıydı bilmiyorum. Bildiğim tek şey, insan her şeyini kaybedince sevgiyi de elinde tutamıyor bazen. Kal demeye gücüm yoktu, gidenin arkasından bakacak hâlim de. Şimdi efkâr dediğin şey, sadece bir ruh hâli değil. Bir yaşam biçimi gibi. Her sabah uyanmak bir cesaret işi. Yaşamak, hatırlamak demek çünkü. Ve ben her gün özlüyorum geçmişimi. Kalbimde üç ayrı boşluk, tek bir bedenin içinde taşınamayacak kadar ağır. Ama yine de yaşıyorum. Belki alışmak için değil, unutmamak için. Çünkü bazı insanlar ölünce değil, unutulunca kaybolur. Ben unutmamayı seçiyorum. Acıyla da olsa, efkârla da olsa…
Alıntı
·
135 Gösterim
2 Yorum
Bu yorum görüntülenemiyor
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.