Puan vermedi·256 syf.····Okunma: 15 Eylül 2025 23:36 Öncelikle bu kitabı asla tam olarak bir türe sığdıramıyorum. Bu kitabı bir biyografi kitabı gibi alıp okumaya başlarsanız beğenmeme olasılığınız oldukça yüksek, bu kitabı bir roman gibi okumaya kalkarsanız keza tatmin olmuş biçimde ayrılacağınızı garanti edemem. Çünkü Genet'in anlatımı ve işleyişini şimdiye kadar okuduğum hiçbir kitapta görmedim. Örneğin bu kitapta alışılagelmiş yekpare bir olay örgüsü yok, Genet sanki karşısına oturmuşuz da anılarından bahsetmesini istemişiz gibi bize hayatını, dünya görüşünü, travmalarını ve düşüncelerini yavaş yavaş parça parça anlatıyor. Ve sanki olayları anlatırken gerçekten karşınızdaymışçasına çok bir bütünlük içinde bulunma telaşına girmeden sohbet tadında sunuyor hikayeyi bize. Bunun iyi mi kötü mü olduğu tabii ki tartışılır, şahsen beni kitap boyunca rahatsız etmedi, bunun sebebini de Genet'in çok özel bir kalem olmasına bağlıyorum. Bize yaşadığı iğrenç olayları, peşmurde hayatını, bulunduğu tehlikeleri anlatırken kalemini o kadar iyi konuşturuyor, ince ruhunu o kadar güzel fark ettiriyor ki okura sunulan bir metinden ziyade sanki bir röportaj gibi geliyor - tabii oldukça derin ve benzeri görülmemiş bir röportaj- ve en iyi yaptığı şeylerden biri de bu aslında, kendisinin içten gelen masumluğunu ve polyanna bakış açısını siz kendiniz görüyorsunuz. İçinde bulunduğu yeraltı pisliğine rağmen hala iyi niyetinden ve çiçeklerden kopamamış biri olması sizi yer yer çok üzse de bu ikisinin tezatı harika bir tat oluşturuyor. Kendisini kullanıp atan üçkağıtçı ve pislik erkeklere karşı olan saf duyguları, acizliğini umursamadan hala dikkatini kendi yarattığı dünyasında tutabilmesi sizi bolca şaşırtıyor kitap boyunca. Kendisinin kesinlikle okuyabileceğiniz en yeraltı ve en özel yazarlardan olduğunu düşünüyorum