Nesnelerin veya eylemlerin kendi başlarına bir değeri yoktur; onlara değer katan tek unsur, bizim onlara değer vermeyi seçmiş olmamızdır. Bu bakış açısı, evrensel bir ahlak sisteminin, kesin kuralların veya insanın yolunu önceden çizen bir kaderin olmadığını da beraberinde getirir. Nihilizmde anlam, dış dünyada keşfedilmeyi bekleyen bir hazine değil, birey tarafından atanan ve tanımlanan öznel bir kavramdır.
Nihilizm her ne kadar sık sık karamsarlık veya umutsuzlukla ilişkilendirilse de, özünde sadece her şeyin anlamsız olduğunu, ancak biz "önemli" olduğuna karar verirsek bir değer kazandığını söyler. Bu durum, bireyi dışsal zorunluluklardan ve önceden belirlenmiş rollerden azat ederek, ona kendi anlamını yaratma sorumluluğunu ve özgürlüğünü verir. Nihai bir amacın yokluğu, aslında insanın kendi hayat hikayesinin yegâne yazarı olabilmesi için açılan sonsuz bir boşluktur.