Nietzsche’nin "Düşünür, bedeni ölmeden önce defalarca ölür" ifadesi, hakikatin peşindeki insanın yaşadığı o sancılı dönüşümün en yalın özetidir. Zira her derin düşünce eylemi, beraberinde eski bir inancın, yerleşik bir kanaatin ve dolayısıyla o ana kadarki "ben"liğin yıkımını getirir. Zihin, dünyayı her yeni kavrayışında aslında kendi geçmişinden bir parçayı feda eder; bu, bir nevi entelektüel bir metamorfozdur. Bu bağlamda düşünmek, sadece bilgi biriktirmek değil, aynı zamanda kendi sınırlarını aşmak adına her gün yeniden doğmayı ve her doğumda eski bir sureti geride bırakmayı göze almaktır. Bir düşünür için yaşam, biyolojik ölüm gelmeden çok önce, kendi içindeki binlerce küçük ölümden ve bu ölümlerden doğan yeni bilinç ufuklarından oluşan bir silsiledir.