·184 syf.····Okunma: 31 Ocak 2026 16:18 Dostoyevski'nin 24 gibi çok genç bir yaşta yazdığı eser, kendi içinde yoğun bir samimiyet, hüzün, çaresizlik, yoksulluk ve takıntılılık hissi veriyor okura. Rus insanının genlerine işlemiş, karlı tundralar gibi engin ve soğuk melankoli teması 24 yaşındaki bir gencin kaleminden etkileyici bir şekilde dökülmüş. Okurken bir kurgu değil de iki gerçek yoksul insanlar*ın kendi aralarındaki mektuplaşmasını okuyarak zavallı yaşamlarına, çizmelerinden kaçmış ayaklarına, ceketlerinin yırtık dirseklerine, amirlerinin önünde fırlayıveren düğmelerine kahramanımız Makar Devuşkin'in deyişiyle "burnumuzu sokuyoruz".
Kitap, kahramanlarımız Makar ve Varvara arasında geçen mektuplardan oluşuyor. Dostoyevski, yazdığı ilk eserinde bu yoksul insanların psikolojisini, dertlerini ve birinin takıntılı ötekinin de histerik zihnini yıllarca bu insanların arasında kalıp gözlem yapmış bir sosyolog ustalığında yansıtmayı başarmış. Döneminin sıradan insanının - "bilmem kaçıncı dereceden memurunun" - sıkıntılarıyla dolu ve sırtından birini indiremeden bir sonrakinin bindiği, dertleriyle oynadığı bir uzun eşek oynuna şahitlik ediyoruz. Eser, okurken sık sık dertlerden daralacağınız, hastalıklı bir takıntıyla tekrar eden sözcüklerle irkileceğiniz, hüzünlü hâllerine hem gülüp hem de üzüleceğiniz adeta bir duygusal gelgitler seli.
Elbette, beni çekmeyen yanları da oldu. Büyük oranda akıcı diyebileceğim bir kitap olsa da mektuplar arasında olup biten olayların anlatımda gerçekçilik gayesiyle okuyucuya belli belirsiz sunulması bütünlüğü biraz sınırlıyor. Kitabın genelinde bulunan kasvetli hava da bazen insanın içini bayan bir hâl alıyor çünkü kitap boyu karakterler sık sık dibin de dibini görüyor. Tabii ki bunları böyle de sunabilmek bir ustalıktır ancak bir okuyucu/tüketici gözüyle bu durumlar kitaptan aldığım keyfi biraz kısıtladı.
[Spoiler içeren kısım]
Kitabın genelinde Makar'ın Varvara'ya karşı olan samimi ancak tam olarak dışarı vuramadığı hisleri son sayfalarda haykırışları hâlinde kendini gösteriyor. Bu da kitap boyu kendi iyiliğini başkasına duyduğu sevgi adına ikinci plana atan iyi yürekli karakterimizin kitap sonunda yaşadığı terk edilme ve çaresizliğine çok ayrı duygusal bir yan katıyor. Başta Varvara'nın iyiliği için ona veda etmeyi kabullenmiş gibi görünse de son sayfalarda kaderine ve Varenka'sına isyan ediyor. Mektubunun sonlarında Varenka'sının ona yazması için adeta yalvarıyor ve iyi dilekleriyle mektup bitiyor: Kitap da öyle... Cevap beklediği bir mektubun ardından kitabın noktalanmasıyla okuyucuyu ürpertici bir hüzün kaplıyor. Kalan boş sayfalarda maalesef ki sesini duyurmaya çalışan Makar'ın yakarışlarının yankılarından başka hiçbir şey duyulamıyor.
*Kitabın orijinal Rusça ismi "Бедные люди" başlığının kabaca Türkçe çevirisi