·304 syf.····Okunma: 31 Ocak 2026 00:00 Bu kitabı bitirdiğimde “okudum” demek yerine “yaşadım” demek istedim. Çünkü Onu Sevdiğim Zamanlar sadece bir hikâye anlatmıyor; insanın içini anlatıyor. Paris ve Arkanya arasında geçen bu anlatı, bana sadece iki şehir arasında bir yolculuğu değil, insanın kendi içinde yaptığı göçü hissettirdi.
Göç, bu kitapta bir yer değiştirme meselesi değil; ait olamama, yabancılaşma, köksüzlük ve içte taşınan yalnızlık hâli gibi anlatılıyor. Nereye gidersen git, geçmişinin ve hatıralarının seninle geldiğini çok güçlü hissettiriyor. Beni en çok etkileyen şey de buydu: İnsan mekân değiştiriyor ama içindeki yükler değişmiyor.
Aşk kitapta var ama her şey değil. Sevgi, yalnızlık, kayıp, geçmiş, hafıza, suskunluk, iç çatışmalar… Hepsi iç içe geçmiş. Aşk bazen bir tutunma, bazen bir sığınak, bazen de bir yara gibi duruyor. O yüzden bu kitabı sadece “aşk kitabı” diye tanımlamak çok eksik kalır.
Kemal Varol’un dili çok sade ama çok derin. Gösteriş yok, büyük cümleler yok ama insanın içine işleyen bir anlatım var. Okurken kendimden parçalar buldum, bazı yerlerde durup düşündüm, bazı yerlerde sustum.
Onu Sevdiğim Zamanlar benim için bir roman değil sadece; bir ruh hâli, bir iç yolculuk oldu. Bittiğinde içimde garip bir sessizlik kaldı. Güzel ama ağır, sade ama derin, yavaş ama çok etkili bir kitap. Uzun süre etkisi geçmeyenlerden.