Gönderi

Kalaycı
10/10
·152 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 17:38
Kalaycı alim Alim Serkan Cesur Selam kitap dostlarım İlk defa bir öykü kitabı okudum. Çok severek okudum ve gerçekten beğendim. İçinde 21 tane öykü var ama öyle böyle değil; her biri dolu dolu. Unutulmuş ya da günümüzde az da olsa devam eden meslekler anlatılıyor. Öykülerin bazılarında yazar kendine de yer vermiş. En büyük destekçilerinden biri ise öğretmen olan annesi. En sevdiğim öykü, Saliha Cesur öğretmenin yer aldığı bölümdeki gerçek yaşanmış kısım oldu. Babasını takdir ettim; “Sen ne güzel insansın” dedirtti. Saliha öğretmen bir filizdi, kendi gibi yenilerini ekti. O bölümde anlatılan bazı ailelere ise kızmadan edemedim. Alim Serkan Cesur’un kalemi oldukça sade ama bir o kadar da sarsıcı okuyunca anlayacaksınız . Abartıya kaçmadan, gösteriş yapmadan anlatıyor öyküleri .Bu da hikâyeleri daha gerçek, daha dokunaklı kılmış. Öykülerde çoğunlukla yalnızlık, yoksunluk, kader, insanın kendi içiyle verdiği mücadele ve hayatın acımasız gerçekleriyle yüzleşme temalarını görüyoruz. Anadolu işgali, zorunlu sürgün (göç)… Ne acı değil mi? Belki din, dil farklı ama yürekleri bir insanlar. Yarım kalan aşklar… Kalaycı İsmail ve Lena da bu yarım kalmış aşklardan biri. Birinci Dünya Savaşı sırasında canlarını, uzuvlarını veren insanlar ama asla vatanından vazgeçmeyen yürekli Anadolu insanları… Çarık ustası Abdullah Çavuş… Çarık, 1000 yıllık geçmişi olan, Kurtuluş Savaşı’nın resmî ayakkabısıymış; bunu bilmiyordum. Daha 40 günlük bebeklerini kundakta bırakan babalar, daha 15’inde vatan için askere giden çocuklar… Evet, bunları zaten biliyoruz ama okurken gözlerim doldu. Hikâyelerin hepsi yaşanmışlık ve gerçekliklerle dolu. Kitapta altı çizilecek o kadar çok cümle var ki, bayıldım. Size gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Yazarın da eline emeğine sağlık En beğendiğim birkaç alıntıyı paylaşmak istiyorum Ne var ki işgal altındaki Anadolu’da, Mustafa Kemal Paşa’nın ordusu ile düşmanlar arasındaki Kurtuluş Savaşı, kanlı bir şekilde tüm şiddetiyle devam ediyordu. Leviss ile esen dostluk rüzgârı kendini hissettirse de kara günler elbet bir gün gelecekti… “Kimse kimsenin çukurunu doldurmaz, herkesin mezarı kendinedir.” Ölüler hatıralarımızda öldüğü yaşta kalırken, bizler yaşlanmaya devam ediyorduk. “Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir, çoğu insan sadece var olur!” Eğer Hristiyan’san Yunan, Müslüman’san Türk’tün. Mübadeleyle göçe zorlanan Osmanlı Rumları bunu anlayamıyorlardı. Çünkü neredeyse hepsi Yunanca değil, Türkçe konuşuyorlardı. Oysaki yıllar sonra bile hâlâ Türkçe rüyalar görmeye devam edeceklerdi…
1000Kitap
KalaycıAlim Serkan Cesur · İkinci Adam Yayınları · 2025350 okunma
·
53 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.