Gönderi

Tersine Dönmüş Tayf Düşünce Deneyi
Tersine Dönmüş Tayf (Inverted Spectrum) düşünce deneyi, zihin felsefesinin en temel problemlerinden biri olan niteliksel deneyim ya da "qualia" kavramını sorgulayan kışkırtıcı bir senaryodur. İlk olarak John Locke tarafından ortaya atılan bu deneyde, bir bireyin doğuştan itibaren renkleri diğer insanlara göre tam tersi bir spektrumda gördüğünü hayal ederiz; örneğin bu kişi gökyüzüne baktığında sizin "kırmızı" dediğiniz niteliği deneyimlemekte, ancak dile hakimiyeti gereği buna "mavi" demektedir. Dışarıdan bakıldığında bu kişinin davranışları, dil kullanımı ve nesneleri ayırt etme yeteneği standart bir gözlemciden farksız olduğu için, bu niteliksel farkın hiçbir fiziksel veya davranışsal testle tespit edilmesi mümkün değildir. ​Bu deneyin zihin felsefesindeki temel önemi, özellikle işlevselcilik (functionalism) ve fizikselcilik (physicalism) akımlarına karşı güçlü bir argüman sunmasında yatar. Eğer iki kişi fiziksel ve işlevsel olarak tamamen özdeş olmalarına rağmen içsel deneyimleri (qualia) farklı olabiliyorsa, zihnin sadece beyindeki fiziksel süreçlerden veya girdiye verilen çıktıdan ibaret olmadığı sonucu doğar. Bu durum, zihinsel durumların işlevsel rollere indirgenemeyeceğini savunan "niteliksel boşluk" tartışmasını besleyerek, bilincin öznel karakterinin bilimsel ve nesnel açıklamalarla tam olarak kavranıp kavranamayacağı sorusunu merkeze taşır.
Felsefe
·
404 Gösterim
2 Yorum
Anladım gayet güzel açıklamışsınız. Deneyimdeki öznelliğin eşsizliği ve kayıpsız bir bilgi olarak aktarılamazlığı konusunda katılıyorum. Güzel bir sorgulama alanı. Sadece şahsi fikrim olarak: bir bahis oynamak zorunda kalsaydım eğer şansımı deneyimlerin kabaca benzer olduğu şeklinde kullanırdım.
Mert
Gönderi Sahibi
Tabii, hemen hemen herkes buna bahis oynardı diye düşünüyorum. Zihin felsefesindeki Fizikalist akımlar zaten bu görüşte. Mill gibi filozoflar da böyle bir tümevarımla duyuların ve deneyimlerin ortak olduğu sonucuna varıyor. Yine de bu tarz düşünce deneylerinin mantıksal olarak mümkün olması insanı düşünmeye iten bir noktada. Mary'nin Odası Düşünce Deneyi ve Çince Odası Düşünce Deneyine de bakmanızı öneririm. ^^
Felsefi düşünme egzersizi olarak keyifli bir konu ve evet ama aslında herkes her şeyi farklı görüyor olabilir demek için gerekli bir sebebimiz olmadığını düşünüyorum. Tüm deneyimler kişiye has bir öznellik taşır ve bunları eksiksiz aktarabilmemiz mümkün değil burası doğru. Ama aşağı yukarı benzer tezgahtan geçerek evrimleştiğimiz için birbirine en uzak akrabalıkta olan iki insanın bile %99.98 küsürat aynı yapıda olduğunu hesaba kattığımızda neden bambaşka deneyimler yaşayalım ki? Gözlerimizdeki ışığı algılayan reseptörler tamamen birebir aynı hassasiyette ve verimlilikte olamayacağı için elbette tam olarak aynı rengi göremeyiz. 10 bitlik renk derinliğinden (RGB ana renklerin her birinde 1024'er adet ton bulunsun) yola çıkarsak mesela totalde 1.07 milyar adet farklı renk algıladığımızı varsayalım. Spesifik bir renk, bir kişinin gerek reseptörleri, gerekse beyin algılaması sebebiyle atıyorum R:358, G:293, B:815 olan bir karışım olarak nihayetinde yorumlanmış ve algılanmış olacak. Başka bir kimsede ise mesela 353, 290, 800 gibi olacak ama kabaca aynı şeyden bahsedilecek. Hatta ve hatta aynı kişi bile bir dolanıp gelse ve 1 saat sonra aynı nesneye baksa, o an kendisi bile muhtemelen %100 aynı şekilde göremeyecek. O anki göz tansiyonu, stres seviyesi, psikolojisi ve görmeyi, algılamayı etkileyen ne faktör varsa bu sonucu değiştirecek. Ama bu farkların inanılmaz boyutlarda olacağını düşünmek için mantıklı bir sebep bence yok. Göz yapısında ve fonksiyonlarında, beynin görme ile ilgili kısımlarında bir bozukluk yoksa eğer. Ya da madem her şeyi tamamen farklı algılıyoruz bunu neden sadece renkle kısıtlayalım ki? Belki ben herkesi sivrisinek vızıltısı gibi duyup dinozormuş gibi görüyorum olamaz mı? Olabilir ama neden olsun? Bu durumdan net şekilde emin olabilir miyiz? Hayır olamayız; evrenin bir simülasyon olmadığından da emin olamayacağımız gibi. Ama makul bir gerekçe olmadıkça öyle varsaymamıza da gerek yok. Daha olası ve basit açıklama bana göre sağlıklı insanların yaklaşık olarak aynı renkleri gördüğü yönünde.
Mert
Gönderi Sahibi
Aslında Tersine Dönmüş Tayf deneyi, biyolojik bir iddiadan ziyade mantıksal bir imkanı ve "Açıklama Boşluğu" (Explanatory Gap) denilen problemi sorgulamak için tasarlanmıştır. Buradaki asıl mesele, ışığın dalga boyu gibi fiziksel veriler veya beynin bu veriyi işleme biçimi değil, o işlemin yarattığı "Qualia", yani o rengin bireye has "nasıllığı" hissidir. Fiziksel donanım ne kadar benzer olursa olsun, nesnel olarak ölçebildiğimiz her şeyi (beyin dalgaları, nöral ateşlemeler, RGB değerleri) masaya yatırdığımızda bile, hala açıklanamayan bir "deneyim" kalıntısı kalmaktadır. Bu düşünce deneyi, fiziksel olanın ötesinde, öznel bilincin tamamen farklı bir düzlemde olup olamayacağını test eder; yani amaç "herkes her şeyi farklı görüyor" demekten ziyade, "her şeyi fiziksel olarak açıklasak bile, senin mavinin benim kırmızım olmadığını kanıtlayabilir miyiz?" sorusunu sormaktır.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.