Aslında Tersine Dönmüş Tayf deneyi, biyolojik bir iddiadan ziyade mantıksal bir imkanı ve "Açıklama Boşluğu" (Explanatory Gap) denilen problemi sorgulamak için tasarlanmıştır. Buradaki asıl mesele, ışığın dalga boyu gibi fiziksel veriler veya beynin bu veriyi işleme biçimi değil, o işlemin yarattığı "Qualia", yani o rengin bireye has "nasıllığı" hissidir. Fiziksel donanım ne kadar benzer olursa olsun, nesnel olarak ölçebildiğimiz her şeyi (beyin dalgaları, nöral ateşlemeler, RGB değerleri) masaya yatırdığımızda bile, hala açıklanamayan bir "deneyim" kalıntısı kalmaktadır. Bu düşünce deneyi, fiziksel olanın ötesinde, öznel bilincin tamamen farklı bir düzlemde olup olamayacağını test eder; yani amaç "herkes her şeyi farklı görüyor" demekten ziyade, "her şeyi fiziksel olarak açıklasak bile, senin mavinin benim kırmızım olmadığını kanıtlayabilir miyiz?" sorusunu sormaktır.