Puan vermedi·133 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Şubat 2026 01:26 Kitabı okurken kendimi sanki sürekli bir yere acele ediyormuş gibi hissettim.
Bu acelelik hissi benim hızlı okumamdan değil, kitaptaki olayların, kararların ve duyguların acelesinden geliyordu.
Romeo ilk görüşte vuruluyor Juliet’e, o da Romeo’ya aşk olmakta geç kalmıyor tabi. Ama evrensel olarak tüm kadınların aşk olup da bunu naz etmeden ifade ettiğinde deneyimlediği ‘’kolayca elde edilmişlik’’ duygusunu deneyimliyor Juliet ve diyor ki:
**‘’Romeo, beni seviyorsan, söyle bana açıkça.
Kolayca elde edilmiş sanıyorsan beni eğer,
Çatayım kaşlarımı, naz yapıp ‘’hayır’’ diyeyim sana,
Ta ki sen kapanasın ayaklarıma.’’. **
Sanırım bu duyguyu yaşamayan bir kadın yoktur.
Düşman ailelerin çocukları olarak birbirine aşık olmaları aralarındaki tutkuyu daha çok alevlendiriyor. ‘’Olmaz duygusu’’ hissedilen tutkunun yoğunluğunu artırıyor. Birbirini hiç de tanımıyorlar bu arada, tanımak için zamanları da olmuyor. Kitapta bir mısra: ‘’Gençlerin sevgisi, yüreklerinde değil de, gözlerindeymiş demek.’’ diyerek duygusal derinlikten öte fiziksel çekiciliğin getirdiği tutkuyu vurguluyor. Abartılmış aşk söylemleri ortalıkta uçuşurken, aşkları uğruna kimliklerinden bile vazgeçmeye hazır bizim aşıklar. Duygular o kadar uçlarda ki, hızlı bir karar ile görüştükleri gecenin ertesi gün gizli nikahlanıyorlar.
Nikah esnasında rahip:
**'’…ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin,
Hedefe hızlı giden yavaş kadar geç varır.’’** Diyor. Hızlı gidiyorlar ama hedefe hiç varamıyorlar. Varamadan da ölüyorlar.
Yaşanılan bu duygular sadece modern toplumun insanı için mi çok abartılı geliyor yoksa önceden de mi abartılı olarak algılanıyordu? Düşünmek, analiz etmek, düşünerek karar vermek ve adım atmak ‘’normalin’’ ölçüsü olarak kabul edilen bu toplumda sadece duygular ile hareket edenler ‘’gerizekalı’’, ‘’salak’’, ‘’aptal’’ olarak algılanıyor. Eserdeki olaylar da saçmalık silsilesi gibi. Süpürgemiz dahil her şeyimizin ‘’akıllı’’, "zeki" olduğu günümüz toplumunda Romeo de, Juliet de, ve diğer kahramanlar da akılsız olarak algılanabilir gibi geliyor bana. Yani bizim rasyonelcilik anlayışımız ile eserin duygusalcılığı bağdaşmıyor bir türlü.
Ya da aramızda bu hikayenin gerçek aşkı yansıttığını düşünenler hala var mı?
Bana bir aşk hikayesinden çok, yoğun duygular nehrine kapılarak sürüklenmenin getirdiği felaket gibi geldi.