Puan vermedi·264 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Ocak 2026 23:18 Holden Kitap gerçekten çok değerli eserlerin çevirilerini yapıyor. Yayınevinden okuduğum tüm kitaplar bana farklı geliyor, başka bir keyifle okuyorum.
Avustralyalı yazar Tim Winton'un "Çoban Kulübesi" de bunlardan biri. Sorunlu bir baba, dayak yiyen, hırpalanan ve sonunda hastalığına yenik düşerek hayatını kaybeden bir anne ve tüm bunların sonucunda da sorunlu bir çocuk. Belki çoğumuz hikayeye yön verenin baba oğul çatışması olduğunu düşünmüştür ama ben öyle düşünmüyorum. Çünkü burada bir çatışmadan daha çok alkolik, kaba bir baba tahakkümü var. Bu da doğal olarak ana karakterimiz Jaxie Clackton'ın babasına olan düşmanlığını doğuruyor. Her şey evlerinin müştemilatinda babasının kazayla öldüğünü gören Jaxie'in kaçışıyla başlıyor. Okulunda da sorunlu olduğu ve yakın çevresince babasına olan nefreti bilindiği için babasının ölümünden sorumlu tutulma olasılığı onu bu kaçışa zorluyor. Yanına birkaç konserve, su şişesi, tüfek alarak Avustralya'nın zorlu sıcağında ve doğasında türlü engellerle karşılaşmak pahasına Kuzey'e doğru yola çıkıyor. Amacı ise hem kuzeni hem de sevgilisi olan Lee'nin yaşadığı şehre ulaşmak.
Uzun ve yorucu yürüyüş sonrasında ulaştığı bir çoban Kulübesinde, münzevi bir hayat yaşayan, sürgün edildiğini söyleyen Irlandali bir rahiple karşılaşıyor.
Aralarındaki ilişki birbirlerini tartmakla başlıyor, birisi yaşını almış diğeri henüz yaşamının başında iki karakterimiz belki de birbirlerinin acılarına, yalnizlıklarına merhem oluyor. Ama aralarinda hep bir şüphe var. Dini inançları kuvvetli olmayan Jaxie ile Tanrı'yı sorgulayan rahip. Jaxie oldukça deneyimsiz, argo konuşan bir genç. Avlanmayı ve baba mesleği olan kasaplığı biliyor ve bir başınayken de bu şekilde hayatta kalıyor. Bu ikisi arasındaki ilişki biz okurlara var olmanın ve hayata tutunmanın bir başına zor olduğunu, illa ki birilerine gereksinim duyduğumuzu hatırlatıyor belki de.
Çoban Kulübesi, doğanın içinde yaşama tutunmaya çalışan bir gencin kendini bulma çabasıydı bana göre. Öyle zorluklarla karşılaştı ki bence kitabın başındaki Jaxie ile sonundaki Jaxie arasında çok fark vardı.
Eserde argo ve küfür çoktu, bu da çok rahatsiz edici gelmedi bana, ki ben hiç hoşlanmam. Her şeye ragmen argo kelimeleri tolere edici bir yan vardı galiba. Ama bu küfülerle birlikte Jaxie'nin alaycı düşünce ve konuşmaları da hikayeye renk katıyordu.
Hikaye boyunca değişik bitki isimleri, kangurular, keçiler, Emu isimli ve Avustralya doğasında yaşayan bir tür deve kuşu, yine Avustralya'daki büyük tuz havzaları, gölleri gözümüzün önünden geçti gitti.
Sonuç olarak ben eseri çok beğendim. Vaktim olursa yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım.