Kadınlar hep ödün veren taraf. Hep. Her yerde. Her çağda. Bu bir tesadüf değil, bir düzen.
Ödün veren kadın oluyor, acıyı çeken yine kadın oluyor, buna rağmen haklı bulunan nadiren kadın oluyor. Fedakârlık kutsanıyor ama fedakâr olan korunmuyor. Tam tersine, daha fazla susması, daha çok idare etmesi, biraz daha dayanması, hatta bu düzene uyum sağlaması bekleniyor. Çünkü düzen böyle işliyor. Kadınların canı yanıyor, ve bu sanki sistemin doğal çıktısıymış gibi ele alınıyor.
Kitap bitiyor ama içindeki huzursuzluk kalıyor. Kalmalı da. Çünkü bazı metinler iyi hissettirmek için değil, rahatsız etmek için yazılır.