Charlie Gordon 32 yaşında, IQ’su 68 olan ve bir fırında yerleri süpürerek geçimini sağlayan saf ve yufka yürekli bir adamdır.
En büyük arzusu bir gün akıllı olmaktır çünkü akıllı olursa insanların onu seveceğine ve arkadaş olacağına inanır.
Bu motivasyonla daha önce fareler (özellikle de Algernon) üzerinde başarıyla denenen deneysel bir beyin ameliyatını kabul eden ilk insan olur.
Ameliyattan sonra Charlie’nin zekası geometrik bir hızla artar. Bir zamanlar okumakta zorlandığı kelimeler yerini kuantum fiziğine, felsefeye ve onlarca yabancı dile bırakır.
Ancak bu yükseliş beraberinde korkunç bir farkındalığı getirir: Arkadaş sandığı insanların aslında onunla alay ettiğini, ailesinin onu neden terk ettiğini ve sevginin zekayla doğru orantılı olmadığını anlar.
Deneyin zirve noktasındayken farenin (Algernon) zekasının gerilemeye başladığını görmesiyle kendi sonunun da benzer olacağını öğrenir. Zirveden iniş onun için çıkıştan çok daha hızlı ve acılı olacaktır.
Toplum Charlie'yi zekası düşükken bir eğlence malzemesi olarak görür ve onunla hep alay ederler. Onun bir insan olduğunu, zekası yüksek olmasa bile duygularının olduğunu unuturlar hatta hiçe sayarlar.
İlerleme raporlarının gün gün aynı bir günlük gibi samimi bir tonda yazılması sürece tanıklık etmemize yardımcı olur.
Okuyucu bu raporları okurken adeta sevdiği birinin hafızasını kaybetmesini izler gibi çaresizce sayfaları çevirir.
Zekanın çok yüksekliğinde de çok düşüklüğünde de bireyin toplumdan nasıl koptuğunu ve yalnızlaştırıldığını görürüz.
Oysa çok zeki olursak herkes tarafından seviliriz sanırız hep.
Ama insanlar kendilerinden farklı olana tahammül edemezler.