Romanı ilk okuduğumda önceki serileri gibi biseksüel hissiyatı olacak yine genç beden övülecek diye düşündüm ama öyle olmadı. Bu seferki Marius'u bağnazlığı aşka dine yıkılan şehirlere bakış açısını görüyoruz ilk oldukça bağnaz stoacı biriyken Armand 'ın onun hayatına girince yararcılık kazanması yıkık şehirde ( Konstantinopolis'den İstanbul'a) elindekileri koruma çabası ama bunu yaparken rahatından vazgeçmeyişi bunun getirdiği yıkım en sonunda kullandıkları tarafından anomi yaşaması elinden hiçbir şeyin kalmaması ile ne istediğini bilmeme en sonunda en istediği Pandora'yı kaybediş ile zevkten dört köşe oldum çünkü Marius gibi tipler sadece emir verir size hükmettiği sürece severler harikaydı