Puan vermedi·277 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 23:14
Unufak, Rober Koptaş’ın ilk romanı olmasına rağmen “ilk” olmanın çekingenliğini taşımayan aksine iddialı ve katmanlı bir kurguya sahip bir metin. Üç kuşağı kapsayan anlatısıyla, yalnızca bir ailenin hikayesini değil belleğin nasıl aktarıldığını, geçmişte yaşananların bugüne nasıl sızdığını ve insan hayatında bıraktığı kalıcı izleri görünür kılıyor. Roman, Devran ailesinin son kuşağından Artun’un çocukluk anlatısıyla açılıyor ve yine onunla kapanıyor. Hüzünle öfke arasında gidip gelen ama masumiyetini yitirmemiş bu anlatıda, kitaplara sığınan bir çocukla tanışıyoruz. Artun’un “Kitap benim su içerken yılan bile dokunmazımdı” sözü, daha ilk sayfalarda kitabın tonunu kuruyor ve okuru içine alıyor. Ancak Unufak, bu sade ve güçlü başlangıcın ardından çok daha kapsamlı, derinlikli ve çok karakterli bir hikayeye dönüşüyor. Öyle ki romandaki her bir karakter, neredeyse başlı başına bir kitabın konusu olabilecek kadar güçlü bir geçmiş taşıyor. Bu çok katmanlı yapı içinde anlatının ağırlığı giderek Kevork’a ve onun hayatına kayıyor. Kevork’un çocukluğunda taşıdığı eksiklik, anne babasına duyduğu özlem ve buna eşlik eden kızgınlık, onun karakterini şekillendiren temel kırılma noktaları olarak karşımıza çıkıyor. Okurken, bu yaralı halin Kevork’un hayatına nasıl sirayet ettiğini görmek mümkün; başta ona üzülüyor, geçmişinde saklanan gerçeklerin açtığı yaraları anlamaya çalışıyorsunuz. Ancak hikaye ilerledikçe Kevork’un bu yaralarının, Anna’yla kurduğu ilişkide bambaşka bir yere evrildiğine tanık oluyoruz. Kıskançlık, kontrol etme isteği, aldatmalar ve şiddet, Kevork’u savunulamaz bir noktaya taşıyor. Bu dönüşüm hem üzücü hem de sarsıcı çünkü okur olarak Kevork’u anlamaya çalışırken, Anna’ya yaşattıklarını kabul etmek mümkün olmuyor. Roman, tam da burada acının her zaman başka bir acıyı mazur göstermediğini sessiz ama çok güçlü bir biçimde hissettiriyor. Çocuklar bu ilişkinin tanığı olarak büyüyor yaşananlar yalnızca iki kişi arasında kalmıyor, kuşaktan kuşağa taşınan bir yük haline geliyor. Kitabı bitirdikten sonra Spotify’da Frog Bey’le Oradan Buradan’ın Unufak podcastini dinlemek, bu okuma deneyimini benim için tamamlayan çok kıymetli bir adım oldu. Özellikle son bölümde, “öteki” olma meselesinin yalnızca Ermeni kimliğiyle sınırlı olmayan; bu coğrafyada ve dünyada pek çok insanın paylaştığı evrensel bir acıya açılması beni çok etkiledi. Yaralanmış olmanın insanı nereye savurabileceğini inkâr etmeden, ama bu yarayı başka yaralar üretmenin gerekçesi hâline getirmeyen bir dil… Gazeteci kimliğiyle tanıdığımız Rober Koptaş’ın, aynı duyarlılığı yazar ve insan olarak da taşıdığını görmek, kitapla kurduğum bağı daha da derinleştirdi.
UnufakRober Koptaş · İletişim Yayınları · 2024127 okunma
·
44 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.