·192 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Mayıs 2018 23:39 hiç severek okuduğunuz bir romanın sonunda hayal kırıklığına uğradınız mı? elinize sevdiğiniz romanların sonlarını değiştirme imkanı geçseydi ne yapardınız? ya da her şey olması gerektiği gibi, o karakter ölmesi gerektiği için öldürüldü mü dersiniz? peki bir romanı roman yapan nedir? onu yazan yazarın kendisi mi yoksa roman gelişen, büyüyen ve yaşayan bir varlık mı?
sonlarını beğenmediği için edebiyata tutkun olmasına rağmen yazarlarına kin güden bir edebiyat profesörü, ileride büyük bir yazar olmak isteyen kızıl bir katalan kadını, 15 yaşında yaşadığı travma nedeni ile konuşma yetisini kaybeden japon bir kadın ve kurbanlarına son anlarında şiir okuyan, şiir tutkunu bir kiralık katilin ortak noktası korkak ve kaçamak sonlarından nefret ettikleri romanlar. bu 4 kişi bir amaç uğruna bir araya gelip eyleme geçme vaktinin geldiğini düşünürler. edebiyata ne kadar tutkunsalar yazarlara karşı o kadar büyük nefret besliyorlar. gerçekten nefret etmekte haklılar mı? kitap bize romanı edebi bir eser yapanın onun içinde barındırdığı karakterler mi yoksa onlara hayat veren yazarlar mı diye sorgulatıyor. bunu en başta hiç alakası olmayan dört karakteri bir araya getirerek yapıyor. yer yer kitabın yazarı bu konuda kendisini de topa tutmaktan çekinmiyor. özellikler baş karakterimiz profesör joaquim'in en sevmediği yazarlardan birisi olarak kendisini tasvir ediyor.
başlarda biraz sıkılsam da ilerleyen bölümlerde kitap sizi giderek içine çekiyor.