Efendim ele aldığımız bu incelemeye konu olan kitap Spinoza beyin Ethicası. Okunması anlaşılması çok basit bir kitap demek isterdim şüphesiz fakat öyle değilmiş :) Sonuç itibariyle ben ne okudum ne anladım ne anlatabilirim demekle geçiyor. Adamımız zamanında ateist olmakla itham edilmiştir . Söylemleri çok çelişik göründüğünden bağlı olduğu cemaatten dışlanmıştır. Bana göre kendisi muhteşem bir Tanrı inancına sahiptir. Yöntemleri ve dile getirdiklerini kastetmeden sadece Tanrı ya olan hissiyatlarından dolayı bunu dile getirmek istiyorum . Yaşamının büyük bölümünde hep Tanrı ile hemhal olmuştur. Söylemlerinin ya da düşüncelerinin çok açık olmamasını Descartese bağlıyorum. Adamımız bir anda kendisini Descartesle ilişkilendirmiş gibi. E sizler de taktir edersiniz ki yaşamış oldukları döneme kadar rastonalizm daha yeni yeni canlanıyordu. Hal böyle iken Tanrı fikrinin rasyonalizmle açıklanmaya çalışılması elbette ki güç olacaktır . Spinoza abimizin de yaptığı tam olarak budur. Aniden inancını kendisine uygun şekilde rasyonalizmle süslemiştir. E tabi kendisini okuyanlar ula bu ne diyor demekten kendilerini alamamışlar. Dolayısıyla zamanında anlaşılmadığı için kitapları yasaklı kitaplar rafında yer almış oluyor .
Ethica
Spinoza bu eseri esas itibariyle Tanrı düşüncesini aktarmak için yazmıştır diyebiliriz. Doğanın insanın ve Tanrı özünün birbirleriyle ilişkisi sistematik olarak ele alınmaktadır. Bu Tanrı anlayışı daha önceki Tanrı anlayışlarına darbe niteliğindedir . Spinoza bu Tanrı kavramını bildiğimiz geometri bilimin referansları ile açıklamak niyetindedir . Zaten kanıtlama ihtiyacının ne derece ele alındığı kitapta çok bariz gözümüze ilişmektedir. Her fikre yönelik bir önerme ve bu önermeleri kanıtlayacak referansları başka önermelerde. İnanın önermeler arasında gidip gelmek çok zor kitabın okunması babında. Ya bişey okuyorsun kanıt olarak bi iki sayfa önceki önermeyi gösteriyor. Sürekli geri dönüşler yapmak zorunda kalıyor insan ve okuma açısından çok zor . Şahsen çoğu kez bıkkınlıktan dolayı önceki sayfalara dönmedim . Edemedim yani.
Özgür irade dediğimiz durum Spinoza abiye göre yok . Kişi sadece kendisine yüklenen kaderi oynayan bir figür gibidir ona göre . Zaten bu gibi düşüncelerden dolayı düşünceleri reddedilmiştir. Ne demek özgür irade yoktur arkadaş. Bal gibi vardır. Var mıdır? Sanırım vardır . Olmayabilir de . Ya da aralarda bir yerde :) Ona göre bireyin ve toplumun ahlakı da metafizikseldir . E ya bi yerde rasyonalizm bi yerde metafizik. Anlaşılması zor be kardeşim .
Spinoza Öklid geometrisine hayran biri . Daha önce de dediğim gibi bu eseri geometrik esaslara göre dizayn etmiştir. Tanımlar, önermeler, kanıtlar ve bu kanıtların açıklanması, sonuçların elde edilmesi vs vs gibi düşüncelerini bi güzel ve karmakarışık şekilde dile getirmiştir. E arkadaş madem bu şekilde kanıta dayalı isen o zaman ahlakın metafiziğe endekslenmesi ne demek. Sonradan diyor ki ahlak işte bu şekilde geometrik kanıtlarla ele alınmalı. Bu adam bişeyler içmiş olabilir kanısına varıyor insan .
Spinoza Tanrı ya çok önem atfeden kişilerden biridir. Ciddi manada taktir edilecek bir yaklaşımı ve hissiyatı var. Ona göre varolan sadece bir tek Töz vardır. O da Tanrı'nın kendisidir. Doğayı da bu töze dahil eder. Ona göre Tanrı ile doğa ayrı ayrı kavramlar fenomenler değil bilakis aynı şeylerdir. Tanrı doğa karşısında aşkın değildir içkindir. Oldum olası bu aşkınlık ve içkinlik kavramları beni de meşgul etmiştir. Sonunda pes edip doğrusunu Allah biliyor deyip rahatlattım kendimi. Hal böyle iken Tanrı'nın amacının da olmadığını dile getirir . Ya Tanrı'nın amacı yoksa peygamberler niye gönderilmiş . Kutsal kitaplar niye gönderilmiş. Şimdi siz diyeceksiniz ki e adam peygamberleri ve kutsal kitapları belki kabul etmiyor. Maalesef ki hem peygamberleri hem de kutsal metinlerin gönderildiğini kabul ediyor . Hatta çoğu yerde yeni ve eski ahitten geometrik kanıtlar şeklinde kanıt gösteriyor eserinde. E bu duruma göre Tanrı nın nasıl olur da amacı olamaz. Bu adam deli. Ama güzel bir deli wala.
Ethicada insan anlağının sınırlı olduğu dile getirilir. Bu anlaklardan biri uzamdır diğeri ise düşüncenin kendisidir . Tanrı insana nu iki anlak üzerinden görünür ya da hissedilir ya da varlığı anlaşılır. İnsanın bağımsız değildir ona göre. Doğa ve Tanrı ya mecburdur . İnsanın varlığı aynı zamanda Tanrı nın kanıtlanmış olması anlamına gelir . Başta dile getirmiştik ya Descartes' ten çok etkilenmiş diye . Hah bu düşüncesi Descartes'e yönelik sanırım. Ne diyordu Descartes. Düşünüyorum öyleyse varım. İşte Spinoza da diyor ki insan anlaklarından biri düşüncedir. Düşünme de Tanrı'nın görünümündendir. Ve insan düşünebiliyorsa demek ki Tanrı vardır. Sarte'nin kendiliğindelik anlayışına benziyor. Varlığı kendinde demek olan şey . Mecbur olmayan şey gibi-msi sanırım .
Spinoza efendi evreni Newton mekaniği gibi ele almıştır. Newton evrenin bir çark sistemi olduğunu ve Yaratıcı'nın hareket ettirici ilk motor olduğunu dile getirmişti zamanında. Spiniza da aynı şeyi dile getiriyor. Ona göre evren işleyişi zorunludur çünkü Tanrı çarkı hareket ettirmiştir bi kere . Sen misin işlemeyen . Ve bu zorunluluktan dolayı tesadüflere de yer yoktur. E zaten kendisinin en büyük düşüncelerinden biri de her şeyin kanıtlı bir şekilde başka şeye bağlanması değil miydi . Önermelerin geometrik olarak kanıtlama durumu bunu desteklemiyor mu. Üçgenin iç açılarının toplamı 180 ya. Kim diyebilir ki 150 gibi gibi . Hiçbir şey tek başına varolamaz. Her şey Tanrıdandır. Dolayısıyla Tanrı dan oldukları için sisteme boyun eğmişlerdir ve boyun eğmeme gibi düsturlara dahi sahip değillerdir. Bunun karşısında Tanrı ise mutlak özgürdür . Çünkü Tanrı varlığı ve özgürlüğü kendinde zorunludur. Zorunlu olmak zorundadır. Aksi halde yaşam ve doğa ve Tanrı'yı düşünecek insan bilinci de olmazdı.
Spinoza bu eserinde zihinsel faaliyeler ve bu faaliyetler karşısında bedenin durumuna da değişmiştir. Ona göre bu iki kavram tamamen aynı şeylerdir ve birbirleri üzerinde tahakküm süremezler. Beden zihni, zihin bedeni etkileyecek bir şey yapamaz.
Kitabın hatrı sayılır bir bölümünde duygular ele alınmıştır. Kitapta bu duyguların ana hedefi hayatta kalmaktır . Bu haliyle modern psikolojiye de ilham kaynağı olmuştur ki kendisinden sonra gelen psikologlar Spinoza'dan çok yararlanmışlardır. Tüm duygular üç duygudan çıkmadır der. Bu duygular ise arzu, sevinme ve üzüntüdür(keder) der. İşte aşk ,ihtiras,nefret ,heyecan vs gibi duygular ana üç duygudan gelmedir. Ana renkler gibi .
Spinoza insanın özgür olmadığını dile getirir . Ona göre insan edimlerinin kaynağı tutkular ve heveslerdir. Kişi hevesinin kurbanıdır der . Ve çoğu kes bu tutkuların farkında olmadığı için nedenleri de bilmemektedir. Özgür olmak isteyen kişi Nietzche gibi işte budur benim doğrum diyen ve anlayan kişidir . Ancak bu şekilde nedenleri ortaya koymak insanı özgür kılar der. E böyle olmayınca insan edilgen bir varlık olarak yaşamaya devam eder. Duyguları onu yönetir ve kendisi neyi niçin yaşadığını dahi kavrayamaz.
Spinoza iyi ve kötü kavramlarına da değişmiştir eserde. Ona göre iyi insanın var olma gücünü artırır . Kötü ise tam tersini yaptırır . Erdem aklın rehberliğindeki yoldur . Ahlak ise doğaya uygun yaşamaktır. E hani doğa dışına çıkamazdık. Spinoza Tanrı yı akılla sevmeyi dile getirir . Entüisyonistler gibi hissiyatlara önem vermez ve bu hissiyatların Tanrı'ya ulaşma konusunda biçare olduğunu dile getirir. Kişi akıl ile Tanrı'yı sevecek olsa muhakeme edecek olsa manevi bir huzura kavuşmuş olur ona göre .
Spinoza okunmaya anlaşılmaya değer bir filozof. Kendisinin cesareti yadsınamaz elbette. Fikirlerinin çok çarpıcı olması kendisinin çok farklı bir deha olduğunun kanıtıdır . Karışık biri aslına bakacak olursak . Düşünceleri çok net değil . 44 yaşında daha genç sayılacak yaşta ölmemiş olsaydı eminim çok daha anlaşılır metinler ortaya koyacaktı. Bir şeyler üretme derdinin olduğu çok iyi anlaşılıyor. Ethica çok muazzam bir eser . Bir çok konuya değişmiştir. Duygular Tanrı akıl doğa bilim psikoloji vs vs. Siyaseti dahi görebilmekteyiz eserde. Bu tarz kitapların çevirilerinin de çok iyi olması gerekir kanaatindeyim . Aksi halde yanlış anlamalar diz boyu nitelikte olacaktır. Ve çevirenlere de teşekkür etmek gerekir ayrıca.
İyi okumalar
Esenlikle