Gönderi

Lermontov'un Hayatı
Lermontov, 1814 yılında Moskova'da dünyaya geldi. Emekli bir yüzbaşı olan babası Yuri Petpoviç yoksul düşmüş İskoç kökenli bir aileden geliyordu. İyi bir insan olmasına karşın düşkün bir hayat sürmüştü. Lermontov üç yaşındayken annesini yitirdi. Ardından babasının evi terk etmesi küçük Lermontov'un yüreğinde derin acılar bırakmıştı. Anneannesi Yelizaveta Arsenyeva, torununu yanına alarak Penza Eyaleti, Tarhanı kasabasındaki malikânesine yerleşti. Lermontov'un çocukluğu burada geçti. Küçük yaşta büyükannesiyle Kafkasya'ya yaptığı yolculuklar, Rusya'nın doğal güzellikleri, büyükannesinden dinlediği halk şarkıları ve masallar kişiliğinin gelişiminde etkileyici oldu. 1827 yılında büyükannesiyle birlikte Moskova'ya yerleşti. 1828 yılında Moskova Üniversitesi'ne yakın soylu çocukların eğitim gördüğü yatılı bir okula yerleşen Lermontov boş zamanlarında eski başkentin sokaklarında dolaşıyor, tarihsel anıtlarıyla tanışma olanağı buluyordu. Okulda Lermontov'un başka yetenekleri ortaya çıkar. Fransızca, İngilizce ve Almancayı anadili gibi öğrenmeyi başarırken; tarihe, felsefeye, güzel sanatlara büyük ilgi duyuyordu. Boş zamanlarında resim ve kilden heykelcikler yapıyor, piyano ve keman çalıyordu. Kuşkusuz en büyük ilgi alanı edebiyattı. Byron, Shakespeare, Schiller ve Puşkin okuyor, Byron'ın devrimci romantik şiirleri onu derinden etkiliyordu. "Çerkezler" ve "Kafkas Tutsağı" Byron ve Puşkin'den esinlenerek kaleme aldığı bu dönem ürünü poemalarıdır. Okulda ve Moskova Üniversitesi'nde bulunduğu dönemlerde üç yüze yakın şiir yazmıştır. ... Puşkin'in bir düello sonucu öldürülmesi üzerine yazdığı ünlü "Şairin Ölümü" adlı şiiri büyük yankı uyandırdı. Açıkça çar yönetimini ve soylu sınıfı hedef alan....Devrim çağrısı ve kitleleri ayağa kaldıran bir eylem olarak görülen bu şiiri nedeniyle Lermontov Kafkasya'ya, Nijgorod Süvari Alayı'na sürüldü. Sürgün Yılları Lermontov Kafkasya'ya ilişkin ilk izlenimlerini şöyle anlatır: "Kimi zaman at üzerinde, kimi zaman arabayla Kızılyar'dan Taman'a kadar Kafkas hattı boyu dolaştım. Yemyeşil çimenlerde geceliyor, çakal ulumaları eşliğinde uyuyordum." Kafkas doğasının vahşi ve olağanüstü güzelliği, büyüleyici gücü yaratıcılığının gelişmesinde çok önemli bir rol oynamıştır. Kafkasya'yı yalnızca gökyüzüne yakın oluşuyla sevmiyordu. Onda kendi ateşli tutkularının, isyancı ruhunun izlerini görüyordu. Kafkas doğasının ruhunda yarattığı imgeler Zamanımızın Bir Kahramanı romanı, "Mtsıri" ve "İblis" poemalarında derin bir duyarlılıkla işlenmiştir. ... O yılların ilerici yazar ve eleştirmenleri Lermontov'un...... şiirlerini göklere çıkarıyorlardı şimdi. Belinski, "Üç Palmiye"yi okuduğunda elinde olmadan haykırmıştı: "Rusya'da yeni, güçlü bir yetenek doğuyor. Bunun adı Lermontov" Özgürlükçü şiirleri nedeniyle sürgüne gönderilmesi ona olan ilgiyi daha da arttırmıştı. Ünlü Rus tarihçi Karamzin'in kızı ondan: "Böylesi sönük ve kısır bir dönemde edebiyatımızın ufkunda doğan parlak bir yıldız!" olarak söz ediyordu. Lermontov artık gecelerin ünlü kişisi olmuştu. Soylu hanımlar çevresinde dört dönüyor, kur yapıyorlardı. Sosyete eğlencelerinde şaire abartılı övgüler düzülüyor, sarayla barışması yönünde baskılar yapılıyordu. Böylesi bir gecede, şairin davranışlarını izleyen İ. S. Turgenyev, Lermontov'un ruh durumunu şöyle anlatacaktı: "Dış görünüşü pek iç açıcı değildi. Karanlık, kötücül bir güç girmişti içine sanki. Yüzü asıktı. Bir noktaya dikilen bakışları, o çocuksu yumuşaklıkla uzayan dudaklarına hiç uymuyordu. Canının sıkıldığı belliydi. Yazgısının sürüklediği bu dar, boğucu çevre onu bunaltıyordu. 1839 yılında Zamanımızın Bir Kahramanı adlı ünlü romanını bitirdi. ... 1840 yılı yazı ve sonbaharında kanlı çarpışmalara katılan Lermontov'a gösterdiği yararlılıklar nedeniyle komutanları tarafından “Kahramanlık nişanı" verilmesi önerilmiş, ancak çar tarafından geri çevrilmişti. Korkunç çatışmalar, zorlu yürüyüşler ortamında bile yazmayı sürdürüyordu. Valerik Irmağı kıyısındaki çarpışmaların işlendiği “Valerik" adlı uzun şiirinde savaş, Rus yazınında ilk kez böylesine gerçekçi ve tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyordu. Şair, savaşı insanlığa karşı kabul edilmez bir suç olarak görüyordu:.. Lermontov kuşkusuz halkların, düşmanlıkları bir kenara bırakarak barış içinde yaşayacağı bir geleceği düşlüyordu. Genç Şairin Zamansız Sonu 1840 yılı başında şair, kısa bir izin koparmayı başarır ve Petersburg'a döner. Saray balolarında yeniden görünmesi Çar Nikolay'yı öfkelendirir. Derhal başkentten uzaklaştırılması talimatını verir. Büyük annesinin ve dostlarının çabalarıyla Kafkasya'ya dönüşü bir süre ertelenir. Başkentte kaldığı bu kısa dönemde, az zaman sonra öleceğini sezmişçesine, daha önce başladığı..... seçkin şiirlerini soluk soluğa bitirir. İstifa talepleri de uygun görülmeyince Petersburg'u terk etmek zorunda kalır. Çar, askeri makamlara Lermontov'un geri bölgelere alınmaması konusunda kesin emir vermişti. Lermontov hâlâ istifasının kabulü için büyükannesine mektuplar yazıyor, bu arada birliğine katılmayı geciktiriyordu. Tedavi için gittiği Pyatigorsk kenti kaplıcalarında, birden saray çevresinin insanları arasında buldu kendini. Saraya yakın çevrelerin kışkırtmaları sonucu, emekli bir binbaşı olan Martinov'la tartıştı. Bunu izleyen düello ünlü şairin ölümüyle sonuçlandı. Tüm kent halkının ve subayların katıldığı bir törenle Pyatigorsk Mezarlığı'na gömüldü. Daha sonra cenazesi alınarak Tarhan'daki aile mezarlığına defnedildi. Yaşamla barışık olmayı başaramadan bu dünyadan geçip gitti. Yaşadığı iç çelişkileri, kuşku ve acılarını da beraberinde götürdü. Toplum hayatında yaşanan trajediler, insanlığın acıları Lermontov'un yaratıcılığını derinden etkilemiş, Herzen'in dediği gibi, "Hayalleri ve sevinçleri aracılığıyla, kuşkuculuğun ağır yükünü peşinde sürüklemişti." Yiğitçe bir karşı duruşla birlikte, çektiği bireysel acılar tüm dizelerinde adeta fışkırmıştı. Bu, soyut şiirin renkleriyle boyanmış bir yaratı değildi. Hayır, bu Lermontov'un derin iç sesi, onun şiiri, onun acıları ve gücüydü. Buldu zamansız sonu genç türkücü Fırtına esti geçti ve sonunda dindi. Soldu o harika çiçek sabahın şafağında Ve mihrapların harlı ateşi söndü!.. (Yevgeni Onyegin A. S. Puşkin) 28 yaşında yaşama veda eden Lermontov, adeta soluk soluğa yazılmış izlenimi veren 1 roman, 2 uzun öykü, 25 poema, 5 drama ve yüzlerce şiiri o kısacık ömrüne sığdırmayı başarmıştı.
Sayfa 11·Kitabı okudu
·
68 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.