Uğultulu Tepeler
Aşk böyle bir şey mi ? Sorusunu sorduran ve hayır, hayır, hayır bu sadece aşk kisveti altında psikolojisi gerçekten bozuk iki insanın duygularının ve duygularının sebep olduğu davranışlarının anlatıldığı bir hikaye diye düşünüyorum. Zaten klasiklere girmiş bir kitap olduğunu için sana konusunu anlatmama gerek yok rahatlıkla bulabilirsin her yerde aynı şeyler yazıyor, ben düşüncelerimi paylaşacağım. Maksadım eleştirmek değil, bir klasik için bunu yapamam zaten .
Kitabın bir dönem havası var ve insanlardan uzak bir yerde yaşayan ailelerin üzerinden bir anlatım diyebiliriz. Karakterler gerek iç konuşmalarında gerek karşılıklı konuşmalarında duygular üzerinden çok fazla konuşuyorlar yani sıradan bir konuşma gibi değil de devamlı belli bir duygu üzerinden yapılıyor diyebilirim. Kitapta ufak bir kasvet havası da yok değil. Bu kitabı kışın ya da yağmurlu bir zamanda okumanızın daha güzel olacağını da düşünüyorum ayrıca. Kitapta bencil bir kadın karakter var. Adı Catherine. Tüm dünya benim üzerime titresin, ben ne dersem ve ne istersem o olsun, herkes bana aşık olsun , benden başkası tercih edilmesin sakın edilirse kendimi parçalarım, hasta olurum diye düşünen tuhaf bir karakter. Bana duygusu hiç geçmedi açıkçası. Çoğu sahnesinde göz devirerek okudum iç sesim de pek sevmemiş olacak ki pek susmadı
Hele bir de bizim Heatchliff diye bir de erkek karakterimiz var . Ondan başlarda çok ümitliydim ve kitap boyunca o da büyüdü yaş olarak ve hep o kalbi kırık çocuğun onun içinde bir yerlerde olduğunu ve bir şekilde aslında onun yumuşak biri olabileceğini düşündüm, istedim desem daha yerinde olur belki de. Ama intikam hırsı onu dünyanın en kötü insanı yaptı ve şunu da göstermiş oluyor bize yazar burada aslında, ne olursa olsun hayat seçimlerimizden ibaret ve buna duygularımız da dahil . Ben böyle düşünüyorum.
Ama kitabı sevdim mi ?
Evet, bir klasik kitap olarak sevdim çünkü farklı bir atmosferinin olması, abartılı duygular yaşayan karakterlerin hayatlarının akışında sergiledikleri bu davranışların gereksiz tuhaflığı bir noktada ilgi çekiciydi .
Peki neden? Çünkü gerçek hayatta belki zor gerçekleşecek bir takım duygu yüklemeleriyle dolu (aşk konusunda)
olsa da bir nokta da gerçek yanları da vardı elbette (diğer duygular) ancak esas sevdiğim kitaplar içine dahil olmasının sebebi , bazen kitapların bizi alıp tamamen başka bir dünyaya götürmesini isteriz ya işte bu kitap onu basariyordu. Bu yüzden sevdim . Ben de bazen kendimi Uğultu Tepeler'de hissedebildim. Karakterleri sevdirebilmek nasıl bir marifetse nefret ettirmekte bir o kadar marifet olduğu için sevdim. Onların akrabalarından biriymişim de sanki o tepelerden birinde benim de bir tane evim varmış ve penceremden tüm olanı biteni seyrediyormuş gibi seyrettim (okudum) , yazar bunu başarabiliyorsa hiç sevilmez mi bu kitap ?
Tavsiye ediyorum, mutlaka bu hikayeden sizin de haberiniz olmalı.