Bu kitap hakkında söylenecek her söz neredeyse bir sırrı ifşa etmek gibi geliyor bana. Çünkü hikâyesi öylesine zarif ve sürükleyici ki, sayfalar su gibi akıp gitti. Fatih Gezer, kelimeleri yalnızca yan yana getirmemiş; onları duyguya, hatıraya ve insanın iç dünyasına ustalıkla dokuyarak bir bütün hâline getirmiş. Okur, farkına varmadan bu akışın içine çekiliyor ve kendini hikâyenin tam ortasında buluyor. Bitirdiğimde içimde hem bir tamamlanmışlık hissi hem de tatlı bir eksiklik kaldı. Kalemine sağlık