Puan vermedi·95 syf.··
2026 15. kitabı
Bu incelemede, uzun süredir merak ettiğim bir liderin yine uzun zamandır merak ettiğim kitabını okumuş bulunuyorum. Kitabın, altyapısı olmayan bir okur için ağır olabileceğini düşünmüştüm; ancak sade, jargonu az bir dille yazılmış olması sayesinde herkesin anlayabileceği bir anlatı sunduğunu söylemek mümkün. Eserin ilk bölümü demokrasiye ayrılmıştır. Yazar, parlamentoyu demokrasinin bir aldatmacası olarak görür ve halkı tam anlamıyla temsil etmediğini vurgular. Ona göre parlamentolar, halk otoritesinin çalınmasına aracılık etmiş ve bu otoriteyi kendi tekellerine geçirmiştir. Bu nedenle siyasi sınıflar ve referandum sistemi eleştirilir; bunların yerine halkın aracı olmadan doğrudan devlete erişebildiği halk kongreleri ve halk komisyonları önerilir. Bölüm, basının özgür olması gerektiği vurgusuyla sona erer. İkinci bölüm ekonomiye ayrılmıştır. Yazar, bir yerdeki üretim unsurlarının her birinin, o üretimden pay sahibi olması gerektiğini savunur. İnsanın ihtiyaçlarında başkasının söz sahibi olması hâlinde, bireyin tam anlamıyla özgür olamayacağını belirtir. Buna göre mesken, binek ve toprak; ferdin ve ailenin temel ihtiyaçlarıdır ve herkesin bunlara ücretsiz bir şekilde erişebilmesi gerekir. Mutlu bir toplumun ancak insanların maddi ve manevi ihtiyaçlarını başkalarının tahakkümünden kurtararak karşılamasıyla mümkün olacağını ileri sürer. Bu bölümde ayrıca evde çalışan hizmetçiler gibi çeşitli sosyal meselelere de değinilir. Son bölümde ailenin ve kabilenin önemi ele alınır. Asıl sosyal eğitimin okullarda değil, bu çevrelerde verileceği savunulur. Bu bölümde beni en çok etkileyen kısım ise “kadın” başlığı olmuştur. Yazar, insanlık açısından kadın ve erkek arasında hiçbir fark olmadığını vurgulayarak söze başlar. Çocukların, çocuk yetiştirme çiftliklerinden ziyade annelerine ihtiyaç duyduğunu; dolayısıyla annenin haklarının buna göre düzenlenmesi gerektiğini savunur. Annenin bu doğal görevini engelleyecek bir işe muhtaç duruma düşmesini ise “özgür olmamak” olarak tanımlar. Hem Doğu’nun hem de Batı’nın kadına bakışını sert biçimde eleştirir: “Bugün bütün toplumlarda kadına sırf bir meta gibi bakılmaktadır. Doğu onu alınıp satılan bir meta gibi görürken, Batı dişiliği elinden alınmış bir varlık gibi değerlendirmektedir.” Ayrıca zorunlu eğitimin özgürlüğe aykırı olduğunu savunur; öğrencinin neyi öğrenmek istiyorsa onunla meşgul olması ve eğitimini bu doğrultuda şekillendirmesi gerektiğini belirtir. Ezgiler, güzel sanatlar ve spor gibi alanlara da özel olarak değinir. Genel olarak bakıldığında yazar, çoğu devlet adamından farklı olarak halkı önceleyen ve adı diktatör olarak geçmesine rağmen bazı konular için fazlasıyla düşünceli olduğu görülüyor.
Yeşil KitapMuammer El-Kaddafi · Libya Halk Bürosu Yayınları · 197568 okunma
·
68 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
kaddafi, üçüncü yol ya da marksist olmayan sosyalizm durumu gözlemlenebilir. Lenin'in öncü parti kavramını da reddetmekle birlikte parlamenterizmi de reddediyor. Kendi perspektifi yok esasında. Karşıtlık üzerine kurulu bir teori var. Bunu islami bir etki ile yazmaya çalışmış. Aile ve kadın çocuk gibi temalar da çok genelgeçer bilgiler üzerine kurulmuş. Lenin ve troçki gibi kuram kurmasını beklemiyorum ama daha iyi olabilirmiş.
H Akın
Gönderi Sahibi
Elbette daha iyi olabilirdi. Hem dil hem de içerik açısından oldukça sade buldum. İyi olduğunu düşünerek okumaya başlamıştım; mevcut eksiklerimi bu kitapla az çok giderebileceğini düşünmüştüm. Ancak umduğum gibi olmadı. Dediğiniz gibi, tamamen kendine ait bir perspektifle yazılmamış, daha çok derleme izmler gibi .Ama önemli olan, bu derlemelerin içinde nelerin toplandığı ,bu toplamalar arasında beni rahatsız eden kısım çok çok azdı. Değerli görüşünüz için teşekkür ederim.