#ardiyedeunutulani̇nsanlık
Eser doğa, insan ilişkisi ve geçmişin izleri üzerinden derin bir insanlık sorgulaması yapmaktadır. “Ardiyede Unutulan İnsanlık” bölümünde, betonların arasına hapsolmuş modern insanın trajedisi ile köyün sükuneti karşılaştırılırken; çocukluk anıları ve kaybedilen dostlukların yarattığı hüzün ön plana çıkmaktadır. Hikayede insanın kendi eliyle yarattığı yıkımı ve bu yıkımın ardından gelen yalnızlığı ortak bir tema olarak işlemektedir.
Arif Dede, köyünü terk etmeyen son insan olarak doğayla bütünleşmiş, ağaçlarla ve hayvanlarla konuşan bilge bir karakterdir. Hüseyin ise yaşadığı büyük aşk acısı ve sevdiğinin trajik ölümü sonrası sessizliğe bürünmüş, toplum tarafından “meczup” olarak yaftalanmış bir sevda adamıdır. Bu iki karakter, sadakat ve vefa kavramlarının yaşayan ama unutulmuş birer simgesi olarak sunulmaktadır.
Eserde doğa, sadece bir arka plan değil, duygu ve düşünceleri olan canlı bir varlık olarak tasvir edilir. Sedir ağacı ve orman ahalisinin Arif Dede ile kurduğu diyaloglar, insanın doğaya verdiği zararı bir “şikayet” konusu haline getirir. Diğer yandan, ardiye odasındaki eski eşyaların (sandalye, ayıcık, şamdan) kendi aralarındaki tartışmaları, insanların vefasızlığına ve eşyaların bile bir ruhu olduğu düşüncesine vurgu yapar.
Kitap, modernleşmenin getirdiği yabancılaşmaya karşı bir duruş sergiler. Köylerin ıssızlaşması, şehirlerin boğucu dumanı ve bitmek bilmeyen hırslar, insanın özünden uzaklaşmasının nedenleri olarak gösterilir. Hikayenin genelinde hakim olan melankolik hava, okuyucuyu vicdan, merhamet ve gerçek sevgi gibi yitirilmeye yüz tutmuş değerler üzerine yeniden düşünmeye davet etmektedir.
#okumaönerisi #tavsiyekitap #okumakgüzeldir