Gönderi

Fatih

, bir kitabı okumaya başladı
·
34 Gösterim
12 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Fatih
Gönderi Sahibi
Yine mümin herhangi bir yaratıktan, sadece Cenâb-ı Hakk’ın takdir ettiği belâlardan birinin kendisine gelmesine O’nun tarafından sebep kılınması açısından korkar; evet bu durumda ondan endişe eder. Ya da mümin Allah’ın kendisine lütfedeceği bir nimetine kulunu vesile kılmasını umar, bundan ötürü beklenti içinde bulunur; fakat kul bu davranışıyla hak yoldan sapmış olmaz. Sonuç olarak tasvir edilen bu davranışlar çerçevesinde günahın bütün çeşitlerinden Allah’a sığınma ve bütün iyilik türlerine ulaşmayı O’ndan isteme durumu ortaya çıkar.
Fatih
Gönderi Sahibi
Allah bu misal ile birçok kimseyi şaşırtmayı, birçok kimseyi de doğru yola ulaştırmayı dilemiştir. Yani dalâleti tercih edeceğini bildiği kimseyi dalâlete sevk etmiş, hidâyeti benimseyeceğini bildiği kimseyi de hidâyete iletmiştir. Herkesin seçip tercih edeceği şeyi dilemiştir. Nihaî gerçeği bilen Allah’tır.
Fatih
Gönderi Sahibi
“Kendi fıtrî yapılarında da âyetler vardır, onlar bunu görmezler mi?”{Dipnot}, “Kendi yaratılışlarına bakıp düşünmezler mi?”{Dipnot} meâlindeki âyetlerde belirtildiği üzere. Kişi kendi yaratılışına bakıp tefekkür ederse bir yaratıcısının bulunduğunu, onun bir ve tek olup şeriki düşünülemeyeceğini anlar.
Fatih
Gönderi Sahibi
“Yalnız sana kulluk ederiz” meâlindeki ilâhî beyanda -en doğrusunu bilen Allah’tır- gizli bir emir kipi bulunmaktadır, yani, “Böyle söyle!” Ayrıca metnin kuruluşu” bunu söyleyen kişinin “inşallah” (‮ان شاء اللّٰه‬) demesine müsaade etmemiş, aksine kendisinden kesin bir ifade kullanmasını istemiştir.{Dipnot}
Fatih
Gönderi Sahibi
Allah Teâlâ nitelendirilmeye lâyık olduğu bütün sıfatlara başkası sayesinde değil bizzat lâyıktır. Bu sebeple biz, “Allah ezelde yaratıcı, ezelde rahîm, ezelde cömert, ezelde işitendir” demeyi esas kabul ettik, her ne kadar bu sıfatların konusunu oluşturan hususlar ezelde bulunmuyor idiyse de. Bunun gibi, “O, ezelde her şeyin Rabb’i ve her şeyin ilâhıdır” da deriz, her ne kadar şeyler sonradan vücut buluyorsa da. Benzer bir şekilde bu günden “ceza ve mükâfat gününün mâliki” buyurmuştur, halbuki sözü edilen gün henüz gelmemiştir. Başarıya ulaşmak ancak Allah’ın yardımıyla mümkündür.
Reklam
Fatih
Gönderi Sahibi
Rahmân zatî, rahîm ise fiilî bir isim olarak nitelendirilmiştir. Bununla birlikte her ikisi de rahmet kökünden türemiştir. Bu telakkinin ispatı, Arapların rahmân kelimesini yadırgayışlarıdır, halbuki onlardan hiçbiri rahîm kelimesini yadırgamamıştır. Araplar şöyle demiştir: “Rahmân’ın ne olduğunu bilmiyoruz. Emrettiğin şeye secde mi edeceğiz?”{Dipnot}. Bir de Cenâb-ı Hakk’ın, “De ki: İster Allah deyin ister Rahmân deyin; hangisini derseniz olur”{Dipnot} meâlindeki beyanı, Rahmân’ın fiilî değil zatî bir isim olduğunu gösterir. Ne var ki Allah’ın fiili de zatî sıfattır, çünkü O’na ait sıfatın başkasının etkisiyle oluşması imkânsızdır; böyle bir şey Allah’a yönelik övgü ve senânın gerçekleşmesi için başkasına muhtaç olmayı gerektirir. Sonuç olarak böyle bir bağlamda, “Allah övgüye nail olmak için mahlûkatı yaratmıştır” gibi bir iddianın ileri sürülmesi söz konusudur. Gerçekte ise O, bundan münezzehtir, aksine zâtından ötürü bütün hamd ve övgülere lâyıktır. Bütün güç ve kudret Allah’a aittir.
Fatih
Gönderi Sahibi
“Allah müminlere karşı rahîmdir” denilir ve bununla onları diniyle müşerref kılması kastedilir. Ayrıca O, Muhammed ümmetini aralarında merhametli oluşla nitelemiştir{Dipnot}; bunun yanında Allah müminleri başkaları için irade buyurduğu dünya nimetlerine ortak kılmış ve aralarında fark gözetmemiştir. Görmez misin ki, “Allah müminlere karşı Rahmân’dır” denilmediği halde “rahîmdir” denilmektedir. Yine genel bir ifade kullanılarak, “Kâfirlere rahîmdir” diye kullanılması doğru değildir. Başarıya ulaşmak ancak Allah’ın yardımıyla mümkündür.