·96 syf.····Okunma: 22 Ocak 2026 00:00 2026 yılının ilk kitabı Beyaz Geceler. Sosyal medyada bir ara çok ünlenmişti. Filminden kesitler ve çeşitli gönderiler paylaşılmıştı. Ben de kitap hakkındaki tüm spoileri yememe rağmen hem Dostoyevski okumaya başlamak hem de herkesin bu kadar konuştuğu bu kitap neymiş diye merak edip aldım ve okumaya başladım.
Çok keyif alarak okumadım hatta bazı yerlerde sıkıldım, kitabın içine tam sığdıramadım kendimi.
Ama bir hayalperesti yakından tanıdığım ve onun karmaşık duygularını okuduğum, ne hissettiğini anladığım için bir bakıma da samimi hissettirdi. Belki kitabın sonuna kadar öğrenmemiş olsaydım daha sabırlı olur ve aldığım zevk katlanırdı. Çünkü okurken hep sonunu düşündüm ve bir an önce oraya varmasını istediğimi fark ettim.
(burdan sonrası spoiler)
Çoğu kişi Nastenka'dan hoşlanmamış veya ona kızmış. Bu kişilerden biri de benim. Bana göre Nastenka, bir erkeğin duygularından anlayamayacak ve büyük duyguları akıllıca yönetemeyecek toy bir kalbe sahip. Yani zaten 17 yaşında ve çocukluktan çıkamamış bir kız bence. Özellikle ümit verdikten ve bir nevi karşısındakinin aşkını kabul ettiğini söyleyen Nastenka bir kaç saat sonra asıl beklediği adamı görünce onun kollarına atlaması ve bizim zavallıyı bir başına sanki hiçbir şey olmamış gibi bırakıp gitmesi... Sabahına bıraktığı notta ise kendisine aşk itirafında bulunan ve birlikte yaşamaya anlaştıkları adamaysa "dostum" "kardeşim" diye hitap etmesi... (gerçekten yazınca güldüm çünkü bence çok komik, çocukça) Ve de söylediği şu saçma cümle "Keşke o siz olsaydınız" . Evet kafası daha önce söylediğim gibi pek bir şeylere basmayan ve hala çocuk olan bir kız kısaca kendisi. Evet sinir oluyorum ama tam olarak ciddiye de alamıyorum.
Ama en nihayetinde her şey olup bitti ve olan bizim zavallı hayalpereste oldu.
İçindeki karanlığa adeta bir mum gibi giren Nastenka'nın ışığı, 4 gecenin ardından söndü ve bizim hayalperest yine kendi içindeki karanlığa gömüldü.