Gönderi

3/10
·328 syf.··
2026 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 19:33
Orijinal ismi olan "Çocuklar" (die Kinder) ile Türkiye pazarına çıkış yapmış olsaydı okuyucuları daha az yanıltacağından emin olduğum bir kitap. Ne kitabın arka kapak yazısından ne de isminden, konusunun böyle olabileceğini düşünebilirsiniz zira. Bir kitabı okumaya başlamadan önce hepimizin ilk başvurduğu yerin arka kapak yazısı olduğunu düşününce buraya biraz daha açıklayıcı yazılar kaleme almaktan kimseye zarar gelmez diye düşünüyorum. Wulf Dorn'un kaleme aldığı Travma adlı bu kitap, bir kaza sahnesiyle başlangıç yapıyor. Kitabın arka kapak yazısı da bu cümleyle başlıyor: "Laura Schrader ıssız bir dağ yolunda, kaza yapmış bir araçtan kurtarılır." Laura'nın kaçtığı köydeki herkesin kaybolmuş olması ve kaza yapmış aracının bagajındaki çocuk cesedi polis memurlarını şüphelendiriyor ve Laura'yı sorgu odasına alıyorlar. Ne var ki anlattıkları, insan zihninin kabul sınırları dışında, gerçekleşmesi mümkün olmayan olaylar. Kitabın konusu genel hatlarıyla bu. Laura'nın sorgu odasında polis memurlarıyla arasında geçen konuşmalardan ve Laura'nın aktardığı anılardan ibaret. Birkaç sayfada olaydan kopuk ve bağımsız gözüken bazı olaylar var ancak bunları ileriki bölümlerde anlamlandırmaya başlıyorsunuz. Kitabın arka kapağındaki yazı da bundan fazlasını vermiyor size. Ancak ben size vereyim: Kitap, çocuklarla ilgili. Spesifik olmak gerekirse, yetişkinlerden intikam almak isteyen çocuklarla. Kitabın hiçbir yerinde yazmamasına rağmen bu bilgiyi edinmeniz kitabı okumaya karar vermeden önce çok önemli aslında. Eğer ben bunu biliyor olsaydım bu kitabı okumaya hiç başlamazdım çünkü bu kitaptan aradığım şey bu değildi. Bu yüzden diyorum, bir kitap pazarlıyorsanız en azından reklamı düzgün yapılmalı diye. Okuyucuyu yanıltan açıklamalarla ilgi çekmeye çalışıyorsunuz ama bilakis okuyucuyu itiyorsunuz. Kitabın çocuklarla ilgili olmasını anlamanızla, bu kitabın rahatsız edicilik seviyesinin artacağını anlamanız bir oluyor neredeyse. Hâli hazırda bu tarz korku-gerilim romanlarında bahsi geçen olaylar epey can sıkıcıyken bu olayların çocukların etrafında dönüyor olması bunu katlıyor. Dünyanın çeşitli yerlerinde istismara uğrayan, kötü muameleye maruz kalan çocukların hayatlarına şahit oluyoruz. İncelememin bu kısmından sonrası spoiler içerebilir. Bunun sonucu olarak çocuklar, hayatlarını devam ettirebilmek için görünmez bir bağ ile ittifak kurmaya başlıyorlar. Bir uyanış hâlinde oluyor bu. Uyanan, bir başkasını dürtüyor rüyasından. Gözünü açan, yetişkinlerin olmadığı, ideal bir dünya idealini besliyor. Bu ideal dünyanın gerçekleşebilmesinin kaidesi, yetişkinleri öldürmekten geçiyor. Böylece ebeveynlerine düşman kesilen çocukların, nasıl bir katliama yol açtığına tanık oluyoruz. Ya da... oluyor muyuz? "Biz geleceği mahvettik, çocuklarımız için dünyayı mahvettik, biz canavarız, onları da canavarlaştırdık" mesajı verilmeye çalışılmış. En azından benim anladığım bu. Mesajın kendisi de benim çok ilgimi çekmiyor olsa da daha iyi aktarılmış olsaydı eminim ki bazı hisler uyandırabilirdi ama hayır, aktarım da zayıf. Kitabın bu kısmının daha iyi yazılabileceğine inanıyorum. Öncelikle çocukların bu davranışının arkasındaki psikolojik sebeplere yeterince değinilmemiş. Yazarımız Wulf Dorn bir psikiyatrist kliniğinde yirmi yıl çalışmış olduğu için bu konulara daha kapsamlı bir şekilde değinecek diye bekliyor insan. "Okyanustaki küçük balıklar, büyük balığa yem olmamak için birlikte hareket ederek daha büyük gözükürler. Bu, büyük balığı korkutup kaçırır." minvalinde bir açıklama ile durumu anlatıp geçmişlerdi. Bu tarz kitaplarda olayın sır perdesi aralanırken azıcık dahi olsa bilimsel bir dil kullanılması daha beklendik değil midir? Polis memurları arasında geçen ve durum hakkında bir sonuca varırlarken, "evrimsel psikolojide hayatta kalma iç güdüsü..." diye başlayan bir cümleye yer vermek çok da zor olmasa gerek örneğin. Fobi kitabını okuyalı yıllar olmuştu ancak oradaki durum hakkında bir açıklamaya, bazı cevaplara sahiptik diye hatırlıyorum. Bu kitabı daha gizemli ve neredeyse bir bilim kurgu ekseninde geziyor. Zaten kitabın sonundan da anlayacağımız üzere distopik bir dünya manzarası ile bitiriyoruz bu hikâyeyi. Siyanür zehirlenmesi senaryosuyla bitmiş olsaydı en azından kötü yazılmış ama iyi olma potansiyeli olan bir roman kategorisine sokabilirdim. Daha tatmin ederdi beni bir son olarak. Kitabın yazım diline gelecek olursak, oldukça sıradan. O nedenle "su gibi akıp gidiyor" denebilir ama bu akıcılık terimini buraya iyi bir manada yerleştirmiyorum. Sabit bir okuma alışkanlığınız varsa en fazla üç günde bitirirsiniz çünkü üzerine iki defa düşüneceğiniz hiçbir cümle yok. Zaten bin defa söylenmiş sözler, daha önce yüz kere verilmiş mesajlar... Yeni bir şey katmıyor size. Bazı tiktok videoları üzerine daha fazla şey düşündüğümü söyleyebilirim. Buraya kadar gelmişken şuna da değinmesem olmaz: Madem gizem-gerilim yazarlığına soyunacaksınız en azından gizem kısmı üzerine biraz daha çalışın. Bu kadar bariz olmasın her şey. Ellinci sayfadayken yüz ellinci sayfayı tahmin edebiliyor olmayalım. Kitabın sonu ben daha otuzuncu sayfadayken belliydi. İçerikten bağımsız olarak, kapak tasarımıyla ilgili de bazı şikayetlerim var. Bunlardan biri zaten incelememin başında bahsettiğim arka kapak yazısı. Bir diğeri ise kapağın çeşitli yerlerinde yer alan alıntılar. Bu yazarın kendi isteği miydi yoksa yayınevinin kararı mıydı bilmiyorum, o yüzden eleştirim her ikisine. Kitap kapaklarına ve hatta kapağın kanat kısımlarına (bu terimin Türkçesini bilmiyorum, İngilizcesi flap idi, siz anladınız) dahi bazı "bilir kişi" yorumlarının eklenmesini çok banal buluyorum artık. Okuyucuyu manipüle etmeye çalışıyormuşsunuz gibi gözüküyor. Kimse Elle dergisinin (Hangi yüksek yetkiye dayanarak bu konuda fikir beyan ettikleri de meçhul) bu kitap hakkında ne düşündüğünü umursamıyor. X gazetesinin "Wulf Dorn harika bir yazar!" söyleminin üzerinizde bir etki bıraktığını ve bu kitabı okumanızda bir etken olduğunu söyleyebilir misiniz? Sanmıyorum kimse bu kısımları ciddiye alıyor olsun. Hiçbir iyi kitap çıkıp da "Ben iyi bir kitabım! Beni oku!" demez. Bunu kitabın her köşesine yazma ihtiyacı duyuyorsanız zaten kitabınız iyi değildir. Üzgünüm. Bu da böyle bir düşünce. Kitabın iyi yönlerine gelecek olursak, okuduğum süreç boyunca beni eğlendirdi. Bu kadar. Bazen tarayıcıyı açarsınız ama yararlı bir şey yapmak gelmez içinizden, arkanıza yaslanıp birkaç saat boyunca güldürü videoları izlersiniz ya. Sonra da "Ben zamanımı neyle harcadım böyle ya?" diye kendinize kızarsınız. Öyle bir kitap. Ancak sanıyorum ki her şeyden tam verim alamayız bu hayatta ve bazı kitaplar da yalnızca zaman öldürmek için vardır. O açıdan işlevini yerine getiriyor. Kendi kişisel tercihleriniz doğrultusunda okuyup okumayacağınıza karar vermelisiniz. Bu kitaptan alacağınız zevk, ilginizi çeken türe, okuma alışkanlıklarınıza ve zamanınızı nasıl geçirmek istediğinize göre değişkenlik gösterir. Esenlikle kalın.
TravmaWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20172,829 okunma
·
111 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
ایرم.i
Gönderi Sahibi
bazen inceleme yazarken sinirleniyorum. o yüzden böyle oluyor
ایرم.i
Gönderi Sahibi
siksen okumam bu nedir amk izafiyet teorisi mi