·264 syf.····Okunma: 04 Şubat 2026 00:00 Yazarın okudugum ilk kitabı Biomortem. Açıkçası bir Türk yazarın yazdığına inanamadım. Çünkü kitap hollywood kurgusu tadında ilerliyordu. Karakter iismlerinde yabancı isim kullanmış olmasının bunda bir etkisi olmadı. Tamamen kurgusunun başarısıydı.
Rezonans ın üzerine tesadüfen bu kitabı okuyunca daha farklı kapılar açıldı zihnimde. Gerçekten kurgusu güçlendirilirse bir film çıkar bu kitaptan.
Konusu çok güzeldi, okurken kalbim güm güm attı. Dilim damağım kurudu sonlarında. Sonu ne olacak bu kitap nereye gidiyor derken bitti. Uzun zamandır beni bu kadar etkıleyen bir kitap olmamıstı. Ölümü basit bir şekılde anlatan kitaplara inat bilimin içinde öylesine meczetmiş ki hiç sıkılmadan okudum.
Bu kitap bana yaşamın ne kadar değerli olduğunu hatırlattı. Arafımızdan kurtularak,ölümün bir hiçlik olmadıgını idrak ederek yaşayabileceğini... Belkıde 42 sanıyeye sıgacak bir araf yolculugunu düşünerek, zaman denilen bu dünya fanusundan çıktıgımızda bir hiç olmayacagımızı bilerek yaşamanın farkındalığını hatırlattı. Dilerim sizde de güzel başlangıclara sebep olur.
Not : ( Buradan sonrası minik spoiler içeriyor) Devam kitabı olur mu bilmiyorum ama ardında bıraktığı mektupla Mileva'nın Glia'nın hikayesıne drvam etmesini çok isterim. Onu bulması, hatta bulunduğu fanustan kurtarmayı başarması ile bilime yeni bir katkı sağlaması, Falin'in yaşadıklarını anlatması üzerine babasını geri döndürmeye yönelik çabalara girmesi vb konuları okumak isterim. Çünkü babasına ve glia ya çok üzüldüm. )