·376 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Şubat 2026 19:59 Ölümü inkar eden bir dünyada ölümle yüzleşilmesi, ölümün tabu olmaktan çıkarılması, ölümün de yaşamın bir parçası olduğunun anlaşılmasını, kabul edilmesini amaçlayan muazzam bir kitap.
Psikiyatrist Elisabeth Kübler Ross ölmek üzere olan hastalarla yaptığı görüşmelerle doktor hemşire gibi sağlık görevlilerinin hastalara yaklaşımının değişmesi gerektiğine, hastalara daha insani bir yerden, daha nazik yaklaşmaları gerektiğine, ölüme yaklaşan hastalara insan değil de bir eşya muamelesi yapan sağlık sisteminin çarpıklıklarına dikkat çeker.
Yazarımız hastanede yatan, ölümcül hastalık sahibi 500 civarında hasta ve yakınları ile görüşür ve onların korkularının, öfkelerinin, kaygılarının nedenlerini anlamaya, beklentilerinin neler olduğunu öğrenmeye çalışır.
Böylece hastalarla daha iyi nasıl iletişim kurulur, onların korkuları ve kaygıları nasıl giderilir buna anlamaya, öğrenmeye ve bu konuya dikkat çekmeye çalışır.
Ölümcül hastalık sürecinde hastaların kabullenme evrelerinden geçtiğini, birinci evrede inkar, ikinci evrede öfke, üçüncü evrede pazarlık, dördüncü evrede depresyon, beşinci evrede kabullenme aşamasının geldiğinden bahseder. Tüm bu aşamalarda hastaların duygu durumlarının nasıl olduğunu, neler yaşadıklarını bizzat hastalarla yaptığı konuşmalarla aktarır ve bu beş aşamaya ilave olarak umuttan bahseder, hastaların bitmeyen umudundan.
Sağlık sisteminin hastalara insan değil eşya gibi davranmasından hoşlanmaz.
Doktorların, hemşirelerin hastaları daha iyi anlayabilmeleri için bu araştırmalarlarını derinleştirir.
Yazarımız ister kişinin kendi ölümü, ister sevilen birinin ölümü, kişisel bir kayıp olsun, kayıpla ilişkili ortak deneyimleri anlamak ve bunlar hakkında konuşmak için bir çerçeve oluşturur. Yas ve ölüm sürecinden geçmenin yaşamın doğal parçaları olduğunun ve bu değişimlere maruz kalırken kendimize ve birbirimize karşı nazik olmanın önemli olduğunun altını çizer.
Okunması gerekenlerden.