Her tür diğer türlere yiyecek ve habitat sağlama bakımından bağımlıdır. Bu yüzden türler birbirine domino taşları gibi bağlıdır. Zincirdeki bir domino taşının devrilmesinin diğerlerini devirmesi gibi, bir türün yok olması da başkalarının felaketin eşiğine itecek olan diğer türlerin kaybına yol açabilir. Yok etmenin dördüncü mekanizması, dalgalanma etkisi olarak tanımlanabilir. Doğa, herhangi bir türün neslinin tükenmesinin, nerede dalgalanma etkisine yol açacağını öngörmenin neredeyse imkansız olduğu karmaşık yollarla birbirine bağlı olan pek çok türden oluşmaktadır.
Bu dünyanın her parçası benim insanlarım için kutsaldır. Parlayan her çam iğnesi, bütün kumlu sahiller, karanlık ormanlardaki sis, her açık alan, vızıldayan böcek halkımın deneyim ve anılarında kutsaldır. Ağaçların gövdelerinden akan sular yerlilerin anılarını taşır. Beyaz adam geceleyin gelen ve topraktan ihtiyacı olan her şeyi alan bir yabancıdır. Dünya onun kardeşi değil, düşmanıdır. Yatağına pislik yığmaya devam et, bir gece kendi pisliğinde boğulacaksın.
Kendi besinini kendi başına üretmek hayvanlar için çok açık bir avantaj sunabilir fakat On bin yıl önce, daha insanın tarımı bulmasının şafağında bu özelliği kullanan hayvanlar, mantar yetiştirip yaprak biterini evcilleştirren yaprak yiyici karıncalar ve bazı başka böceklerdi.
İnsanlarda en çok görülen bulaşıcı hastalıklar ve parazitler, tarıma geçişten sonraya kadar ortaya çıkmamıştır. Bu öldürücüler, ancak kalabalık, kötü beslenen, hareketsiz ve birbirine sürekli hastalık bulaştıran ya da kendi atık suyundan hastalık bulaşan insanlar topluluğunda var olabilir... Kalabalığa özgü hastalıklar, sıkça yer değiştiren avcıların, küçük ve dağınık topluluklarında varlığını sürdüremezdi. Tüberküloz, cüzzam ve kolera, çiftçiliğin yükselişe geçmesini beklemek zorundayken çiçek, hıyarcıklı veba ve kızamık şehirlerin ortaya çıktığı yalnızca geçtiğimiz birkaç bin yılda görülmeye başladı.