·72 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Şubat 2026 21:58 Aşk bir duygu değil.
Aşk bir düşüncedir.
Bunu büyük Portekizli ozan Fernando Pessoa çoktan söylemişti.
Ama biz hâlâ aşkı sadece kalp çarpıntısına, terleyen ellere, gece mesajlarına indirgemeye devam ediyoruz.
Oysa aşk, insanın kendine sorduğu en tehlikeli sorudur: Ben, ötekiyle birlikte kim olabilirim?
Bu yüzden düşkünüz aşka.
Bu yüzden sayısız şiir, roman, film, oyun dönüp dolaşıp ona çıkar.
Çünkü aşk, insanın kendini inkâr edemediği tek alandır.
Aşk, cinsel arzudan ibaret değildir.
Arzu parçaya gider. Göğse, kalçaya, tene, organa. Aşk ise doğrudan ötekinin varlığına gider. Onun dünyadaki yerini, benim hayatımdaki yankısını arar.
Belki de bu yüzden aşk her zaman biraz yanılsamadır. Ama bütün büyük hakikatler biraz yanılsama değil midir zaten?
Aşk güvenli bir alan değildir.
Aşk sigorta poliçesi hiç değildir.
Aşk risksiz olursa, yaşamın zenginliği olmaktan çıkar.
Bugünün dünyası “sıfır riskli aşk” satıyor.
Fotoğraflarla seçilen, özelliklerle filtrelenen, kusur ihtimali en aza indirilen ilişkiler…
Ama aşk tam da kusurun başladığı yerde doğar.
Aşk düzen bozucudur.
Aşk, hesap sevmez.
Aşk, garanti istemez.
Bu yüzden filozoflar ondan korkmuştur.
Bu yüzden dinler onu terbiye etmeye çalışmıştır.Bu yüzden devletler onu aileye kapatmıştır. Bu yüzden toplum, aşkı evlilikle mühürleyip “tamamlandı” saymıştır.
Masalların bile sonu bellidir: “Evlendiler ve bir sürü çocukları oldu.”
Peki sonra ne oldu?
Kimse sormaz.
Çünkü masallar bile aşkın sonrasından korkar.
Oysa aşk bir sonuç değil, bir süreçtir.
Bir varoluş hâlidir.
Aşk, insana şunu fısıldar: Ben sadece hayatta kalmak için burada değilim.
Aşk olmasa, felsefe kuru bir matematik olurdu.
Felsefe olmasa, aşk sadece içgüdü sanılırdı.
Bu yüzden işe aşkla başlamayan, felsefenin ne olduğunu asla bilemez.
Aşk bizi iyi yapmaz.
Aşk bizi mutlu etmek zorunda değildir.
Aşk bizi tamamlamaz.
Aşk bizi gerçek yapar.
Kendi karanlığımızla, korkularımızla,açlığımızla, çirkinliğimizle yüzleştirir.
Ve yine de birine bakıp şunu dedirtir:“Seninle bu dünyaya katlanabilirim.”
Belki aşk budur. Ne cennet, ne kurtuluş,
ne sonsuz mutluluk.
Sadece şudur: Bu boktan dünyada,
bir başkasının varlığının hayatı biraz daha katlanılır kılması.
Ve bu, küçümsenecek bir şey değildir.