Zülfü Livaneli'nin Mutluluk romanı farklı hayatlara savrulmuş üç karakter üzerinden(İrfan, Meryem, Cemal) Türkiye'nin toplumsal yaralarını, töreyi, suçluluk duygusunu ve kaçışı gözler önüne seriyor.
Meryem'in masumiyetini, Cemal'in vicdan azabını ve İrfan'ın modern hayatın içindeki boşluğunu izlemek; aslında Türkiye'nin o bitmek bilmeyen doğu–batı çatışmasına tanıklık etmek gibiydi.
Meryem'in hikâyesi beni en çok etkileyen kısım oldu. Onun yaşadıkları bireysel bir trajediden çok, yıllardır süren bir zihniyetin sonucu. Roman boyunca "suç" kavramı sürekli el değiştiriyor; kimin suçlu, kimin masum olduğu netleşmek yerine daha da bulanıklaşıyor.
Zülfü LivaneliMutluluk'da aslında mutluluğu anlatmıyor, neden bu kadar az kişiye nasip olduğunu sorguluyor. Livaneli, adaletin, merhametin ve özgürlüğün olmadığı bir yerde mutluluğun zaten mümkün olamayacağını anlatıyor.
Mutluluk,"mutlu olmak kimin hakkı?"sorusunu sık sık sorduran bir roman.
Bazıları için mutluluk;
bazen kaçabilmek,
bazen hayatta kalabilmek,
bazen de sadece biraz olsun nefes alabilmek...
Zülfü Livaneli'nin anlatımı çok sade ama çok etkileyici. Okurken sayfalar ilerledikçe içimde ağırlaşan bir duygu oluşturdu. Livaneli, acıyı bağırarak değil,fısıldayarak anlattı bizlere.