Bu kitap Tanrı’yı ispatlamaya çalışan bir metin değil; asıl derdi, Tanrı hakkında yapılan modern tartışmaların neden yanlış zeminde yürüdüğünü göstermek. Hart, Tanrı kavramının bilimsel, psikolojik ya da materyalist açıklamalara indirgenmesini eleştiriyor; “Tanrı’yı reddediyorum” diyen birçok yaklaşımın aslında yanlış tanımlanmış bir Tanrı fikrini reddettiğini savunuyor. Mevcudiyet, bilinç ve vecd üzerinden ilerleyerek, varlık ve bilincin yalnızca fiziksel açıklamalarla kavranamayacağını, burada daha derin bir felsefi sorun olduğunu söylüyor. Yani kitap “inan / inanma” meselesinden çok, nasıl düşündüğümüzü hedef alıyor.
Ama tam da burada problem başlıyor. Hart’ın argümanları yer yer güçlü olsa da, üslubu fazlasıyla üstten ve küçümseyici. Özellikle ateizme yaklaşımında, karşıt görüşü tartışmak yerine onu yetersiz ve yüzeysel ilan etmeyi tercih ediyor. Bu da metnin ikna gücünü zayıflatıyor. Açıkçası bu kadar aşağılamadan sonra argümanlarını neden ciddiye almam gerektiğini sorguladım; üstelik ateist bile değilken. Sonuç olarak kitap düşünmeye zorlayan, önemli sorular ortaya atan ama tonu nedeniyle kendi gücünü yer yer baltalayan bir metin. Okunur, düşündürür; ama ikna etmekten çok tartıştırır.