Miiyukedy

Miiyukedy
@Miiyukedy
İnstagram: miiyukedy

Miiyukedy

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.··
2026 65. kitabı
Şule Akşun
8.4/10 · 22 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 65. kitabı
Yer Yüzü Sürgünleri benim için sadece tarihi bir roman olmadı. Sayfalar ilerledikçe kendimi savaşın ortasında kalan insanların hayatlarına daha çok kaptırdım. Bir tarafta alıştıkları topraklardan ayrılmak zorunda kalan insanlar, diğer tarafta ne olacağını bilmeden yaşamaya çalışan aileler vardı. Bu yüzden okurken aklım sürekli karakterlerde kaldı. Yaşadıkları kayıplar, geride bırakmak zorunda oldukları şeyler ve buna rağmen yollarına devam etmeye çalışmaları içimi burktu. Şule Akşun, dönemin atmosferini anlatırken bunu uzun uzun tarih bilgileri vererek yapmıyor. Daha çok insanların günlük hayatları üzerinden gösteriyor. Bu yüzden okurken anlatılanlar bana daha gerçek geldi. Özellikle Ege’nin o zeytin kokulu havası, kıyıları ve adaları hikayenin içinde çok doğal duruyordu. Okudukça bunun sadece Hasan’ın ya da birkaç karakterin hikayesi olmadığını düşündüm. Aynı dönemde benzer şeyleri yaşamış, evinden ayrılmış, sevdiklerini kaybetmiş ve geriye dönüp baktığında sadece hatıraları kalmış insanların hikayesi gibiydi. Bu yüzden roman boyunca hüzün hiç eksik olmadı. Bazı bölümlerde durup karakterlerin yaşadıkları üzerine düşünmeden edemedim.
Yeryüzü SürgünleriŞule Akşun · Destek Yayınları · 202622 okunma
Puan vermedi
Kitap boyunca aklıma takılan şey şu oldu: İnsan gerçekten yaşadığı olaylarla mı değişiyor, yoksa o olayları içinde nasıl taşıdığıyla mı? Bazı şeyler yaşanıp bitiyor gibi görünse de aslında bitmiyor. Aradan yıllar geçse bile insanın içinde bir yerde kalmaya devam ediyor. Ji-won’un yaşadıkları bana bunu düşündürdü. Babasının hayatlarından çıkıp gitmesi, annesiyle arasındaki kırgınlıklar ve zamanla büyüyen yalnızlığı derken, hikâye sadece yaşanan olayları anlatmıyor. Daha çok bir insanın içindeki çatlakların nasıl genişlediğini gösteriyor. İlerledikçe gerçek ile hayal arasındaki sınır da belirsizleşiyor. Bir noktadan sonra Ji-won’un yaşadıklarını okurken ben de neye inanacağımı bilemedim. Beni en çok düşündüren taraflardan biri de anne ve kız arasındaki ilişkiydi. Birbirlerini sevdikleri çok belli ama buna rağmen aralarında aşamadıkları bir mesafe var. Bazen aynı evin içinde yaşayan insanların bile birbirine ne kadar uzak kalabildiğini düşündüm. Kırılmamak için susulan şeyler, söylenmeyen cümleler ve zamanla büyüyen yanlış anlamalar vardı aralarında. Kitabın gerilim tarafı elbette var ama ben daha çok karakterlerin taşıdığı yüklerle ilgilendim. Özellikle Ji-won’un zihninde olup bitenler, yaşadığı korkular ve giderek artan karmaşa hikayeyi benim için başka bir yere taşıdı. Olayların nereye varacağını merak ettim ama asıl merak ettiğim şey insanların içlerinde taşıdıkları şeylerin onları ne kadar değiştirebileceğiydi.
Gözleri En Güzel YeriMonika Kim · The Kitap · 2026141 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 64. kitabı
Bu kitabı okurken en çok hoşuma giden şeylerden biri, Asurluları bir tarih kitabındaki uzak insanlar olmaktan çıkarıp gerçekten yaşamış insanlar gibi göstermesiydi. Mesela binlerce yıl önce Anadolu’ya ticaret için gelen bir Asurlu tüccarın karısına gönderdiği tabletin bugün hala elimizde olması bana çok tuhaf geldi. Daha da ilginci, tablette yazan şey büyük bir olay ya da önemli bir tarih kaydı değil. Adam, gönderilen kumaşların küçük ve kalitesiz olmasından şikayeti ediyor. Bunu okuyunca bir anlığına aradaki üç bin yıl kayboluyor sanki. Çünkü o şikayeti bugün biri mesaj olarak yazsa hiç garip karşılamayız. Kitap sadece savaşlardan ve krallardan da bahsetmiyor. Mimariyi, sanatı, gündelik hayatı, sarayları ve insanların nasıl yaşadığını da anlatıyor. Özellikle saray bölümlerini okurken gözümde canlandırmaktan kendimi alamadım. Kapıda duran kanatlı aslanlar, duvarlardaki kabartmalar, tütsü kokuları… Bir süre sonra bunların sadece süs olmadığını fark ediyorsunuz. İnsanları etkilemek, hatta biraz korkutmak için düşünülmüş şeyler bunlar. Bir de kraliçelerle ilgili kısımlar ilgimi çekti. Resmi kayıtlarda isimlerini pek görmüyoruz ama mezarlardan çıkan eşyalar, altın taçlar ve bırakılan izler onların aslında ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. O bölümleri okurken sürekli şunu düşündüm: Tarih bazen en çok sesi çıkmayan insanların izlerini takip ederek tamamlanıyor. Binlerce yıl önce yaşamış insanların da bizim gibi dertlendiğini, tartıştığını, bir şeylerden şikayet ettiğini görmek ilginçti. Galiba kitabın en sevdiğim yanı da buydu.
AsurlularPaul Collins · Yeditepe Yayınevi · 20262 okunma