Şule Akşun

Şule Akşun

Yazar
8.4/10
5 Kişi
·
12
Okunma
·
0
Beğeni
·
36
Gösterim
"Adina ne derseniz deyin, ister Marksizm işte başka bir şey. Nerede ayakları çıplak, üstü başı kir pas içinde, saçları yıkanmamaktan keçelenmiş bir çocuk görsem, yeryüzünde sadece iki sınıf olduğunu düşünürüm. Ezenler ve ezilenler. Ve şunu söylerim hep: Ezilmek bir kader değildir. Her şey değişebilir. Bu mümkündür."
Bugün dünyanın gelişmiş ve kalkınmış ülkelerinde bilimsel ilerleme ve uygulamaların tamamı hürriyet esasından doğmuş ve hürriyet sayesinde vücuda gelmiştir.
Peki iddianameyi nasıl buldunuz ?
İddianamenin yalnız iki yerini açık ve doğru buldum biri başındaki besmelesi diğeri sonundaki tarihidir.
Diğer yerleri yalan ve yanlış sözlerden ibarettir.
Ailemin bana ihtiyacı vardı ama memleketin de vardı. Memleket olmadan aile olur muydu? Vatansız bir insan köksüz bir ağaç gibidir, kurumaya mahkumdur.
"Neden pişmanlık duyacağım? Osmanlı Devleti'nin ilerlemesini istediğim için mi? Yoksa, devleti yönetirken teamülden kurtulup, başvurulacak bir anayasanın, vücuda gelmesini sağladığım için mi? Memleketin kaderini belirleyecek konularda danışılması için bir mebuslar meclisi istediğim için mi? Devlet hazinesini çarçur edilmesine mani olmaya çalıştığım için mi? Balkanlar feryadı figan içinde dağılırken, Müslüman halk Bulgar, Sırp zulmüyle inildemekte iken, Hersek, ayaklanmayla sarsılırken gerekli tedbirleri almayanlar, İstanbul öğrenci gösterileri ile çalkalanırken kendilerini kurtarmak için sadrazam azlediyorlardı. Bu kötü gidişi durdurmanın ancak ve ancak Kanun-i Esasi ile mümkün olacağına bir türlü ikna olmayan Abdülaziz Han'ı, devletin geleceğini düşünerek tahttan indirdiğim için mi Cevdet Paşa ha söyleyiver Allah aşkına, hangisi? "
Müge Akçayoğlu
Müge Akçayoğlu Samed Behrengi - Dünyayı Küçük Karabalıklar Kurtaracak'ı inceledi.
128 syf.
Samed Behrengi Tebriz'de, işte böyle bir yoksulluğun içine doğmuş. Ama her zaman hak ve adaletin işler olduğu 'başka bir dünyanın mümkün olduğunu' savunarak, bu görüşü tüm dünyaya yaymayın en güzel yolunu, öğretmenliği, meslek edinmiş kendisine. Haksızlığın karşısında durabilmeyi, kimseden korkmamayı, her fırsatta ana dili Türkçe'den mahrum kaldığını dile getirmeyi, çeviriler yapmayı, Nazım Hikmet e hayran olmayı, okumayı ve araştırmayı hiç bırakmamayı, masallar yazmayı ve daha birçok şeyi sığdırmış kısacık yaşamına. 29 yaşında iken, bir hain canını almasaydı, kimbilir küçük kara balıklarına daha ne masallar anlatacaktı ...
Şule Aksun, Şanlıurfa'nın bir köyüne tayini çıkan, fakat zorluklar karşısında ilk günden pes eden çiçeği burnunda bir öğretmen üzerinden anlatmış bize Behrengi'nin hayat hikayesini. Çok çok etkilenerek, değerli isimleri kendime not alarak okudum kitabını. Küçük Kara Balık'ı önce kendime sonra oğluma olmak üzere kaç kez okudum sayısını bilmiyorum . Şimdi Behrengi'nin tüm kitaplarını alıp okumalıyız oğlumla . Bu dünyanın küçük kara balıklara ihtiyacı var
392 syf.
·6 günde·6/10
Bu coğrafyada aydınlanmanın öncülerinden kabul edilen Midhat Paşa'nın hayat hikayesini tarihsel roman şeklinde sunan bir kitap. Yazarın deyimiyle Mustafa Kemal'in liderliğinde kurulan Cumhuriyet'in temel taşlarını döşeyen kişidir Midhat Paşa.

Zordur Ortadoğu'da aydın olmak. Sürekli taşlanırsın, iftiralara uğrarsın, sürgün edilirsin, zindanlarda yatarsın ve de öldürülürsün. Aydınlar öldürülünce padişahlar en huzurlu uykusunu uyurlar o gece. Çünkü sistemin çürümüşlüğünü halka anlatacak haykıracak bir nefes eksilmiştir bu dünyadan. Kirli düzenlerini aynen devam ettiriler padişahlar, sultanlar böylece. Ta ki lastik patlayana kadar. O lastik de her seferinde patlar, patlamaya mecburdur zira fakir halk sarayın şatafatlı hayatını karşılamaya gücü yetmez. Sarayda yaşayanların hiçbir şey umurunda değildir. Kendi yüksek standartlarını az da olsa düşürmemek için yabancı ülkelerden borç alıp bu borcu da halktan topladığı vergileri arttırarak kapatmaya çalışmaktan herhangi bir sakınca görmezler, vicdanları da sızlamaz kesinlikle. Onlar sultandır padişahtır ne de olsa...Tanrının yeryüzündeki gölgesi...Bu gariban halk illa ki bakacaktır sultanına. Mecburdur buna. Ses çıkarırsa halk biliyodur ki kafir, hain ilan edilecek.

Midhat Paşa bu topraklarda birşeyleri değiştirmeye çalışan, bu düzenin böyle devam edemeyeceğini anlayan ve bunu değiştirmek için de mücadele eden karşılığında da sonunda canından olan bir devlet adamı. Türkiyenin son döneminde yaşanan Ergenekon, Balyoz, 3 Temmuz Şike Kumpası benzeri oyunlarla Taif'e sürgüne gönderilen orada da öldürülen bir büyük aydın. Öldürülmese ya da iftiralarla önü kesilmese neler neler yapabilecek kapasiteye sahip bir devlet büyüğü. Sadrazamlık yaptığı kısa süre içerisinde, teknik ve mesleki okulları açan, kız çocuklarının okuması için okullar yaptıran, bugünkü Ziraat Bankasının temellerini atan hep aynı adam; Midhat Paşa. İlk anayasanın ilanında da gene Midhat Paşa'nın katkısı var. ama naparsan yap gene de Abdülhamit'e yaranamazsızn. Çünkü nihai amaç padişahın yetkilerini kısıtlayarak cumhutiyet rejimine yaklaşabilmek. Batı tarzdaki bir sistemi ülkeye yerleştirmek. Bunlar tabi padişah gözeünde büyük suç. O kadar büyük ki kirli bir kumpas ve akabinde düzenlenmiş bir mahkeme ile ölüme gönderdiler Midhat Paşa'yı.

Kitaba gelecek olursak ister bu kitabı okuyun ister başka bir kitabı okuyun ama Midhat Paşa ile alakalı bir kitabı muhakkak okuyun derim. En azından bu halkın aydınlanması için bu kadar emek sarfeden bir adama karşı saygı duruşu yapmış olursunuz.
392 syf.
·21 günde·Beğendi·9/10
18 Ekim 1822 İstanbul
8 Mayıs 1884 Taif, Suudi Arabistan
Ahmed Şefik Midhat Paşa, Osmanlı devlet adamı, iki kez sadrazam, Tuna, Aydın ve Suriye Valisi, ilk Osmanlı anayasası olan Kânûn-ı Esâsî'yi hazırlayan kurulun başkanı. Midhat Paşa, Padişah Abdülaziz döneminde savunduğu reform politikalarıyla tanınmış ve iki kez sadrazamlık yapmıştır.
Bu büyük Osmanlı Devlet adamının hatıratını okuduğum için çok mutluyum. Bir takım kumpaslarla mahkeme edilen ve Yıldız mahkemesinin akla hayale gelmez kararından 1 ay sonra sürgüne gönderilen Midhat Paşa Çadır Köşkü'ndeki sürgün odasında hayatını yazmaya karar verir.
Açıklamaları ve içerdiği muhteşem içerikle dopdolu bir kitaptı. Şule Akşun yüreğinize ve kaleminize sağlık Mutlaka okuyun tavsiyemdir.
392 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Herkese tavsiye ederim. Kesinlikle okunması gereken bir eser. Dedikleri gibi bu memleket aydınlara atılan taşlarla inşa edilmiştir...
Sahip çıkmakta bizim
boynumuzun borcudur.
Müge Akçayoğlu
Müge Akçayoğlu Karanlıktan Doğan Aydınlık - Midhat Paşa'yı inceledi.
392 syf.
Yıl: 1881
Yer: Yıldız Sarayı Çadır Köşkü
Dönemin Sultanı: Abdülhamid Han
Yargılanan: Midhat Paşa...
Hayatını, sınırları geniş Osmanlı Devleti'nin elinin uzanamadığı yerlerde, devletin diğer vilayetlerine örnek olacak yollar, ıslahevleri, eğitim veren okullar yapmak uğruna vilayet vilayet dolaşmaya adamış bir görev adamı Midhat Paşa. Fikirleri, faaliyetleri hep yenilikçi, devleti diğer dünya devletleri ile yaraşır kültür seviyesine taşıyacak icraatlar içeriyor idi. Ne zaman ki bu durum nedeniyle kendisini ve destekçilerini dönemin sultanı Abdülhamid Han tehlike olarak görmeye başladı, işte o zaman Paşa için, ailesinden uzakta bir sürgün da hayatı başlamış oldu. O günlerde tek amacı yargısız infaz ile aldığı bu cezanın ve kendisini savunmasına izin verilmemesinin cümle aleme duyurulması için yazmak ve bunları güvenilir ellere ölmeden önce teslim etmek idi.
Büyük bir grup ile okuduğumuz bu kitabı çok sevdim. Açıklayıcı dip notlar sayesinde bana yeni okumaların yolu görünürken, yine eski İstanbul sokakları, özellikle Beyoğlu üzerinde, nostaljik bir gezi yaptım (kendime not: günümüzde hala mevcudiyetini koruyan Yedi Sekiz Hasan Paşa Fırını'ndaki acıbademin tadına bakılacak)
128 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Urfa’nın ücra bir köyünde başlayan hikayemiz, aynı zamanda Azeri Türkü olan ve İran edebiyatının önemli bir şahsiyeti olarak sivrilen Samed Behrengi ile kesişiyor ve onun hayat hikayesi içinde bir yadan haksızlığı, adaletsizliği, yoksulluğu, ezilmişliği yaşarken bir yanda da emeğin, hakların ve adaletin herkese eşitçe dağıtıldığı başka bir dünyanın mümkün olabileceğini var gücüyle haykıran, geleceğe ümitli çocuklar yetiştirebilmeye kendini adayan bir öğretmenin, aydının ve edebiyatçının Aras sularındaki son nefesiyle bitiyor maalesef. Tabi arkasında Küçük Karabalık, Bir Şeftali Bin Şeftali, Ulduz Kızın Kargaları, Sevgi Masalları, Püsküllü Deve gibi şaheserler bırakarak.

“Artık ölüm korkutmuyor beni, ama hayattayken de onu arayacak değilim. Ölümle karşı karşıya gelince ki bu sık sık oluyor, kaçınılmaz bir gerçekle yüz yüze geleceğim. Ama önemli olan bu değil. Önemli olan benim yaşamımın ya da ölümümün başkaları üzerinde bırakacağı etkidir.”

Keyifli okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 12 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 9 okur okuyacak.