Puan vermedi·352 syf.····Okunma: 06 Şubat 2026 19:09 Birbirini seven ama kavuşmamak için sanki bilinçsizce direnen, vazgeçemeyen ama aynı zamanda birbirine acı çektiren iki insanın hikayesi bu. Okurken defalarca “artık olsun” diyorsunuz, defalarca umutlanıyor, sonra yine hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Yazar öyle bir anlatıyor ki, bazen ona, bazen buna hak veriyor; ama en çok da ikisine birden kızıyorsunuz.
Bu roman sadece bir aşk hikayesi değil. Aynı zamanda kadının hissetmesinin bile suç sayıldığı, törelerin insan hayatından daha değerli görüldüğü bir düzenin sessiz çığlığı. Töre cinayetlerinin nasıl normalleştirildiğini, bir toplumun vicdanını nasıl susturduğunu okumak insanın içini acıtıyor.
En son ne zaman bir kitap için ağladığımı hatırlamıyorum. Küçük Heja’nın ölümünü öğrendiğim an boğazım düğümlendi, gözlerim doldu. Sonuna kadar umutla tutunduğum hikâyede, aslında en uzun gecenin yeni başladığını o anda anladım.
Bitmesine kıyamadığım, bittiğinde içimde koca bir boşluk bırakan, sayfaları kapatırken canımı acıtan bir romandı. Yazarla bu kitap sayesinde tanıştığım için mutluyum. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım, kalbimde iz bırakan bir okuma oldu.